ŞiirÖyküDenemeÖzgür MetinKitapMüzikBilge
Arama

Okur- sanız & Yazar- sanız | Bohem Mekan; Öykü - Salı Sabahı...

Salı Sabahı 2


Yine bir salı sabahı... Yine içimde yeşeren umutlar;  biri bir sönüyor. Yine karanlıklar içinde yakılmayı bekleyen sönük meşale beni bekliyor. Bense bu meşeleyi yakmak için çabaladıkça yıpranıyorum.


Maziyi unutmak hiç de kolay değil. Hele ki o mazide vahşet yaşanmışsa.Küçük bir çocuğun gururuyla oynanmış; en önemlisi de anne babası gözü önünde öldürülmüşse...Hiç ama hiç kolay değil. Yıllar geçse de, akılma kazınan bu katliamı unutamam.Her hatırlayışım da içim ürperiyor, kendimi halâ o vahşetin içim de gibi hissediyorum.


O gün de salı günüydü. Sabah kahvaltısını yapmış, okula gitmek için hazırlanıyorduk. Herkes de olduğu gibi bizde de o korku vardı. ''Ya bizim evimizi de basarlarsa? Ya bize de zarar verirlerse? '' Diye. Ama babam, o korkuları yenmemizi sağlıyordu. Her seferin de ''Korkmayın ben varım diyordu.'' Ama o akşam varlığı bir çare etmedi. Büyük bir patlama sesinin ardından;  hışımla evcimizin kapısı ardına kadar açıldı. Biz daha ne olduğunu anlayamadan Amerikan askerleri içeriye doluştular. Hepimizi bir sıraya sokup babama bir kaç soru sordular. Diğerleri ise evi arıyor, buldukları kıymetli eşyelerı çantalarına dolduruyorlardı. O sırada annem büyük annesinden kalan altın yüzüğün alındığını görünce; feryat etti. Ellerinden almaya çaılştı. Askerlerden biri, anneme doğrulttuğu silahın kurşunlarını bir bir üzerine boşalttı. Babam da onlara engel olmaya çalışırken; kurşunlara hedef oldu. ikisi de yere yığılmışlardı. Ortalık kan gölüne dönmüştü. O hainler, kız kardeşimi de ağladığı  için katlettiler. Ben o an da hiçbir şey hissetmiyordum. Kalbim taş kesilmişti sanki. İçime akan göz yaşları; hançer saplanmışcasına kalbimi acıtıyordu. Son olarak sıra bana gelmişti. Silah bana da uzanmıştı. Ölümle burun burunayken, diğer askerlerden birinin sesiyle irkildim. Koşarak yanımıza geldi ve heyecanla bir şeyler söyledi. Anlattıkları mühim olmalıydı ki; beni unuttu ve hemen evden ayrıldılar. O an da dünya başıma yıkılmıştı. Hayatta tutunacağım tek bir dal bile kalmamıştı. On dört yaşında ki bir çocuk; kendi anne babasının mezarını kazmış, kız kardeşine gelinlik giydiremeden kefen giydirmişti. Bu nasıl bir acıydı Yarabbi? Tahammülü zor, sabrı ise hiç yoktu. Bu acımasız insanların ülkemizde bunları yapmaya nereden hallı oluyordu? Bunu bir türlü hazmedemiyordum. İçlerin de hiç mi acıma duygusu yoktu. Kandan zevk alan başka bir millet daha var mıydı acaba yeryüzünde? Camileri bombalıyor, büyük başarılar elde etmişcesine zafer çığlıkları atıyorlardı. O günahsız, masum insanlara işkence yapıyor bundan hiç mi rahatsız olmuyorlardı. Bense bu olayları sadece uzaktan izliyor, sesimi bile çıkaramıyordum. Onlar yüzünden aylarca sokaklarda yattım, günlerce aç kalktım. Çöplerden ekmek topladım. Ama yanlız değildim. Benim gibi ailesini kaybetmiş, onlarca çocuk vardı. Irak sokaklarında dolaşan.


Bir gün kendimi bir arabanın içinde buldum. Uyumuştum en son hatırladığım da, açlıktan bir köşeye düşmüş kıvranıyordum. Beni o halde bulan bir amca o halime acımış ve beni arabasına almış. Kendisi Türk'müş. Türkiye ile Irak arasında kamyonculuk yapıyormuş. Halime acıyıp beni Türkiye'ye götürmek istediğini, söylediğin de sevinçten havalara uçmuştum. Doğup büyüdüğüm memleketten ayrıldığıma sevineceğimi hiç düşünmemiştim.

Bu olayın üzerinden üç yıl geçti. Şimdi on yedi yaşında, hayalleri olan bir gencim. Bugünlere gelebilmemi sağlayan,  bu Türk ailesine minnettarım. Onlara olan borcumu asla ödeyemem. Şu anda baba dediğim, babam yerine koyduğum, beni diğer evlatlarından ayırt etmeyen, bu yüce insana hakkımı nasıl öderim. Bana; hakkını okuyup iyi yerlere gelebildiğim taktir de helal edeceğini söyledi. Ona söz veriyorum. Ğöğsünü kabartacağım. Attığı her adımda, gittiği her yerde benim başarılarımla karşılaşacak. Okuyup yurduma yararlı insanlar yetiştireceğim ki benim düştüğüm duruma düşmesinler. Belki kendi vatanımı kurtaramadım. Ama ikinci vatanım için elimden geleni yapacağım.

 

Yorumlar

biraz siyasi, biraz ideolojik tellere dokunan bir hikaye. ancak biraz amerikan filmlerinin tadı var. içeriğinde haklı kimi tespitler olmasına rağmen savaşın gerçek boyutunun anlatımından uzak. bolca yazım hatası var. ve dahası kurmaca olduğu belli ve gerçek duygular tam yedirilmemiş satır aralarına. daha çok özenle daha güzel şeyler çıkarılabilecek bir koyu biraz yersiz şekilde harcamış olduğunuzu düşünüyorum.

saygıyla

aylak adam - 08.12.2007-12:09:12

Kayıp Karga | İletişim | rss takibi

Bohem Mekan 2007-2008 © Tüm Hakları Saklıdır
Programlama : Yaman Tasarım Ve Programlama
Tema dizayn   : <