ŞiirÖyküDenemeÖzgür MetinKitapMüzikBilge
Arama

Okur- sanız & Yazar- sanız | Bohem Mekan; Kitap - Yiğit Değer Bengi- Çift Başlı Kartal...

Yiğit Değer Bengi- Çift Başlı Kartal 0

    

 

Masallar külliyen yalan, mitolojiyse gerçekmiş hissi veren başka bir çeşit yalandır. Sevimli, güzel, yararlı yalanlardır bunlar; bir kızın sevişmeye giderken annesine söylediği bu gece kız arkadaşımda kalacağım yalanı gibi... Fantastik ise, düpedüz doğrudur. Gerçeğin arka planıdır sadece, aynanın sır'sız yüzüdür. Yalan gibi görünmesi ondan. Yiğit Değer Bengi'nin öyküleri ne masalsı, ne mitolojik, ne de fantastik. Daha da ileri gidebiliriz; bu öyküler gerçeğin ta dibi! İster taş devrinde, ister Ortaçağ'ın karanlığında, ister günümüzün pis, isli dünyasında yaşasın, hiç fark etmez. İnsanın gerçekliğe çarptıkça çıkardığı tok sesi duydum bu öykülerde. Sarsılmam ondan. Az buz değil, katlanılmaz derecede tok bir ses bu. Yani her okuyana çalım atacak güçte öyküler bunlar. Çünkü gerçek, bütün gerçekliğiyle gözler önüne serilmiş, mitoloji, masal, fantastik gibi öğeler ise, gerçekleri yola koşmak için kırbaç niyetine kullanılmış... 2000'li yıllar, gerçeğin kan-ter içinde yola koşulduğu, ciddi ciddi kırbaçlandığı yıllar olarak geçecek edebiyat tarihine. Kırbacı elinde tutanlardan biri de Yiğit işte...

Altay Öktem

 

"Bengi, bizi salt bir hayal gücünün ve sağlam bir tarih bilincinin yaratabildiği zengin bir dünyanın içine duyarlılıkla yerleştiriyor, adeta bağlıyor."
Giovanni Scognamillo


Yazar, soğuk, acımasız ve kaba gerçekliği zamandan azade geçişlerin huzuruyla ılıtıp sunuyor. Kendine özgü bir dil kurma yolculuğu da denebilecek öyküler bunlar. Bir yol. Çift başlı kartal yolu."
Sadık Yemni


Destanlarda ya da fantazya kitaplarında, yerleşmiş bir dil vardır, kimi şeyleri belli şekilde tasvir edersin, ifade edersin. Odysseus, ya da Ulyses şarap rengi denizde yelken açıp İthaka’nın yolunu arar. Kızlar diri göğüslü, kuzguni saçlıdır erkekler de geniş omuzlu ve tunç tenli. Kahramanların belli şeyler yapmaları beklenir, yolun sonuna kadar gidemeyenler benzer acılar çeker. Bu destan dili, bir ölçüde bu edebiyat türünün olmazsa olmaz bir şartıdır sanki. Aşina bir tanımla karşılaşınca, ona denk düşen belli bir kahramanla da karşılaştığımızı anlarız. Okura kolaylık sağlar, yani. Ama yazara kolaylık sağlamaz. Tam tersine, onun ötesine geçemeyen, metnine derinlik kazandırmayan yazarı klişeler tuzağında hapseder. Gene okunur bir metin çıkabilir ortaya ama, akılda kalıcı bir metin çıkmaz.

Yiğit Değer Bengi’nin hikâyelerinden oluşan Çift Başlı Kartal’ın en büyük erdemlerinden biri, bu ortak dili gereğince kullanması ama onun çok ötesine geçmeyi; daha doğrusu derinine inmeyi başarması. Antik Çağlar’dan tutun da Antep Savunması’na, Çanakkale Savaşı’na kadar uzanan geniş bir zaman dilimi içinde, Bengi tarifi en zor kavramlardan birini, kahramanlığı kendine temel almış. Kahramanlığın iki ayrı yönünü: hem arkasını dönüp kaçmak istemeyi hem de ilerleyip başına gelebilecek her şeye yiğitçe boyun eğmeyi anlatıyor. Bazen iki bedende tek bir ruh (ister aynı cinsiyetten ayrılmaz iki arkadaş sıfatıyla olsun, ister farklı cinslerin fazladan cazibesiyle bezenmiş olsun), bazen antik ya da yeni hayallerin eşlik ettiği kahraman, bazen de kahramanlığıyla yalnızlığa mahkûm edilmiş kişi olarak. Ne var ki, ödleklik de aynı şeyi yapabilir, o da insanı yalnızlığa mahkûm edebilir.

Yiğit Değer Bengi’nin yazdığı bir hikâyeyi ilk kez, o İthaki’nin Jules Verne Öykü yarışmasına katıldığında okudum. Ben Fantastik Kurgu bölümünün jürisindeydim, onun hikâyesi benim birincimdi. Ancak jürinin üçüncüsü oldu. “Çift Başlı Kartal”ı, bu kitapta da bulacaksınız. Bu üçleme, son yıllarda okuduğum en yürek yakıcı metinleri oluşturuyor. “Son Kahraman” ise, kahramanlık üzerine yazılmış en iyi hikâyelerden biri. Kargamış’ın kahramanı Muwata’nın çaresizliğini, mecburi kahramanlığını, o tayin edici ânı da unutacağımı sanmıyorum. “Assur ordusu üzerime geldikçe korkum da geçti. İçimi bir soğukluk, bir hissizlik, hatta bir neşe sardı. Ne utancım kaldı, ne korkum, ne de çekincem.” Tıpkı Timo ile Niko’nun kardeşliği, Stephanos ile Karas’ın aşkları, Murşili ile eskiden Luvanda olan Edimnu’nun kolay kolay yıkılmaz dostlukları; Gılgameş ile Enkidu’nunkini hatırlatan “bir”likleri gibi.

Belki de eski çağlara aşkla bağlı olduğum, en ihmal edilmişleri dahil, bütün ören yerlerinde eskiden kalma bir soluk hissettiğim, sesler duyduğum, bizden pek de farklı olmadıkları anlaşılan o insanları gözümün önüne getirebildiğim, geçmişi yeniden yaşamakta zorluk çekmediğim içindir, bilmiyorum. Fantazyanın her türünü sevdiğim halde, destanlar beni hep çok etkilemiştir. Özellikle bize çok daha yakın olan, kemiklerini her zaman daha zengin şekilde donatma imkânına sahip olduğumuz, bu toprakların destanları. Örneğin, Deli Dumrul’un neden geçmişe bırakıldığını anlamam. Bengi, bize aşina tarihleri, masalları, pürüzsüz bir dille anlatıyor. Eski Çağlar konusundaki uzmanlığı ise, antik-modern destanlarını daha da inanılır, trajik kahramanlarını daha yürek burkucu hale getiriyor. Umarız arkası gelir.

Sevin Okyar

Yiğit Değer Bengi- Çift Başlı Kartal

Artemis Yayınları

Öykü/ Bilim kurgu- Fantazya

Yayın Yılı: 2006

208 sayfa

 

 


Kayıp Karga | İletişim | rss takibi

Bohem Mekan 2007-2008 © Tüm Hakları Saklıdır
Programlama : Yaman Tasarım Ve Programlama
Tema dizayn   :