"bir sıradanlık hakim bu aralar yaşam tablosunun arka fonuna. boyalar renkleri renkler hayatı coşturamayacak kadar yılgın..."
boş an yakaladıkça düşünüyorum bende. bazen dünyayı, bazen hayatı falan filan işte. sonra yeni bir düşünüşe kapılıp ulan diyorum bu kadar düşünüyorsun da ne değişiyor. hiç bir şey elbette. hala insanlar özenti rüzgarıyla serinlerken, ve abı hayat kevserleri sanıpta zevk sularında yıkarlarken egolarını neen hala düşünüyorsun?... bir tuhaf yanılgıdayım biliyorum aslında. hiç bir şey benim gözlerimde yankılandığı gibi değil ve nağmeler ağlamıyrlara slında çığlık çığlığa. her şey benim uydurmam. daha genç yaşta kısaltılmış etekleri giymiyor kızlar, ve liseli çağlarında kadınlığı tatmak için kavrulmuyorlar. hayır hayır, ben yanılsıyorum düşler frekansının boş aralıklarında. oğlanlar sigara içmeyi orta okul sıtralarının arkalarında ierdem saymıyorlar, evet biliyorum aslında açılmış yakalardan fışkıran bağırlarda boşvermişlik seslenmiyor bana. ünüversitede aşk yuvası yapıp yıkmıyor geleceğimin aydınları. aydınlanmakta ki son umutlarım belki de karanlığın kuytuluğunda sevişme ayinleri düzenleyip ex atmıyorlar. kafa olmuyorlar yada hiçlikten uzakta psiko nuümanist bir hayat arzulamıyorlar. yanlış bir adamım bunu o kadar iyi biliyorken düşüncelerimin ve gözlerimin gördüklerinin yanlışlığından şüphe etmiyorum bile. ve ben kusmuyorum güneşin alaşağı ettiği iğreti yaşanmışlıklara.
çocuklarının omuzlarından gördükleri oğlanlarla yatmak için can atmıyor dul kadınlar yada hiç bir baba kendisine sadık kadınını aldatmıyor bir başka yatağı ısıtan bedenin nayhoşluğuyla. popstarların uğradıkları konser alanlarında insanlar kendilerini yırtmıyorlar değil mi, ya da camekanda yaşam süren yitik berduşlara özenmiyor hiç bir insan. ah kahr-ı belam ah nede yalancısın ve acımsızca aldatıyorsun zihnimi. oysa dünya hiçte bir pislik yuvasına dönüşmüyor üstelik. sokaklar körpe bedenlerin zorlanmış zihinlerinin gaspına, hırsızlığına ya da dilenişine şahit olmuyorlar. yada sinemanın nü biçiminde rol almıyor sübyanlar ve çocuk lu haberlere konu olmuyorlar değil mi...
aslında bunların hepsi yalan yıkım aslında benim zihnimde ve hayat her zamanki gibi güllük ve gülistan değil mi... yıllardır hiç bir devlet dejenere etmede başarılı olamayışıyla yakınırken hala dimdik tek vücuduz değil mi. on altı yaşına basınca en güçlü olduğunu sanıpta annesine babasına meydan okumuyor hiç bir delikanlı ve hiç bir kız evini aynı yaşta terk etmeye kalkışmıyor... ve uyuşmuş bir beyin uğruna annesinin kolunu bileziği için kesip paraya çevirmiyor hiç bir evlat... hala annenin ve babanın ayakları altında aranıyor huzur değil mi...
yeis... ey zihnim bana sunduğun tek şey bumu şimdi. yeter! bitsin bu filim...
hoş bir yazı olmuş... yazım hatalarına pek takılmasamda genelde, bu yazıyı okurken rahatsız ettiler beni.. içerik güzel ama biraz yazım hatalarını düzeltebilirsek daha iyi olacak...ellerine, yüreğine sağlık..