Ensemde Geçmişin külleri savrulurken rüzgarda,boş sokakların uğultusunda ilerliyorum.Kulağımda pili bitmiş bir müzik,yanımdan hızla geçen ağaçlar ve tepemde gecenin güneşleri...
İlerledikçe yoruluyorum ve samimi kaldırımlardan birine çömeliyorum.Unutmak istercesine benliğimi,ağaçların sokağa bağışladığı altınları izliyorum..Zaman ramazandı galiba,tam hatırlamıyorum.Merak edip telefonuma elimi atıyorum ki ince hastalığa yakalnmışcasına titremeye başlıyor elim.Kaldırıp ne olduğunu anlamaya çalışırken rastgele bir tuşa basıyorum ve kulağıma yaslıyorum:
-Ne yapıyorsun ?
-Bilmem,öylece oturuyordum...
-Hmmm...Peki iyi misin ?
-Pek hoş değilim,tarih neydi bugün?
-14 Ekim.Niye ?
-Ramazanda mıyız ?
-Evet,Bilmiyor muydun ?
-Bir an aklımdan çıkmış,ee peki niçin aradın ?
-Bilmem,halini hatrını sorayım dedim...
-Seni özledim biliyor musun ?
-Ehm,şey...
-Neyse ya,o zaman hoş geldin ramazan !
-Ramazan bitmek üzere...
-Olsun bana her gün ramazan.
-Ya neyse ben kapatayım artık,hadi iyi geceler...
-Peki,sana da...
Dar cebimin içine kağıt buruşturur gibi tekrar sokmaya çalışırken telefonu gecenin karanlığından bir dost sıyrılıyor yanıma"Onu en son bizim oralarda görmüştüm ne işi var ki burada ?Belki o da kaldırımları sevmeye gelmiştir."diye düşünürken elimi atıyorum başına:
-Senin derdin ne ki uğrarsın bu ıssızlara dost ?
-...
-Ah bi anlasan beni de konuşsan be köpecik...
Ufak bi aksırığın ardından elimi önümdeki kara torbaya daldırıp bir bira çekiyorum.Dostuma da ikram ederdim ama o ne anlar arpa suyundan !Neyse emmeye başlıyorum şişeden ve her yudumda biraz daha hüzünleniyorum bi yerlerimden.Biraz daha demleniyorum gecenin kokusu sindikçe tek gömleğime...
Ve biraz sonra dostumun laflarıyla ayılıyorum.Biraz koyu bir kıvamda irkilip tekrar sokakların boşluğuna akıyorum.Sanki her yeni adımımda ayakkabılarım daralıyor,gök biraz daha alçalıyor üstüme ve her adımda karşıdan yaklaşan ışık hüzmeleri kalabalığa yaklaştığım hissini uyandırıyor yüreğimde.Biraz sonra endişelerimin gerçek olduğunu anladığım an kalabalıkta tek başıma kalıyorum.Yanımdan geçen her insanda biraz daha yalnız hissediyorum ve bastığım her yeni kaldırımda biraz daha ağırlaşıyorum.
Yaklaştıkça dolmuşlar gözüme -fark etmeden kendimi- seviniyorum.Belki -benim için- yalnızlığın beslediği bu topraklar,artık sadece çölleşiyordu.O yüzdendir ki ağır aksak kuruluyorum köşeye ve cebimde kalan son parayı uzatmaya yelteniyorum şöför koltuğundakine:
-Abi Kadiköy ne kadar ?
-İki yedi yüz elli.
-Abi bende ikibuçuk var olur mu?
-Gecenin bu saatinde"iki yüz" elli 'nin hesabını yapacak halim yok ya !
-Senin gibi insanlar da kalmış be abi...
Ama cevabı dinleyemeden kafamı cama koyuyorum ve izlerken camın önünden geçen istanbul'u,düşünüyorum;"Acaba beni gerçekten de kırmak istedi mi ?Peki uyuyabildi mi bu gece ?".Kısa bir süre sonra gelince Kadiköy,sürümeye başlıyorum ayaklarımı evimin yoluna doğru.Her ne kadar tanıdık olsa da sokaklar,yine de yalnızlar.Üstümden kayan her sokak lambasında evimin sıcaklığını ve kalbimin yorgunluğunu biraz daha hissediyorum..Evden içeri ilk adımımda babam karşılıyor beni.Biraz kızgın,biraz endişeli gibi ama sesi gayet kararlı ve biraz sessiz.Boğazındaki teller tekrar hastalanmış galiba.Neyse o ünlü nidayla başlıyor gene nutkuna:
-Bu saate kadar nerdeydin ?
-Bilmem,dolanıyordum.
-Saat kaç,haberin var mı ?
-Sence varmış gibi mi ?
-Bide utanmadan cevap veriyor !
-Hayır,soruya soruyla yanıt verdim.
-Tamam,ben biraz daha sinirlenmeden git ve yat.yarın dersanen var.
-Hmmm... Tamam hadi iyi geceler.
-Hadi iyi geceler oğlum...
Sürülürken odama kılıfımdan ayırıyorum kendimi ve kapatmaya çalışırken telefonu ani bir ışık oyunuyla gözüme ilişen "Gelen arama" yazısıyla birlikte seriliyorum yatağıma ve kulağımı uzatıyorum telefona:
-Alo ?
-Ne yapıyorsun ?
-Bilmem,yatağımın üstündeyim...
-Yalnız mısın?
-Evet,aksi mümkün mü ?
-Ya,ben özür dilerim...
-Ne için ?
-Bilirsin ya...
-Yok bilmiyorum ama şu an zaten vakit çok geç ve her an uyuyasım var belki sonra konuşuruz...
-Ama ben seni se...
-Boşver,hadi iyi geceler...
-...
Ve sabaha uyanmak için gözlerimi yumuyorum.Belki rüya görürüm -uyanıkken yaptığım gibi-.Bilmem...