"içim beton gibidir benim. hiç susmasam böyle keşke... üstüme gelene şarjör boşaltır gibi konuşsam... kırsam. kıymık kıymık söksem. paslanmış demirlere tutunmuş parçaları ufalasam. boş binaları yıkarlar ya hani. dinamitleri dizerler kolonlara. 'üç, iki, bir, ateş..' iskambil kağıtları gibi yıkılır katlar. işte öyle yıksam içimi. tozların ardından gün ışığı gelecek sanki. kendimi bildim bileli ardından baktığım perdeler yırtılacak o zaman. güneş batıyor, güneşle gidebilsem buralardan..."
Reklamı yapılmadığı için gerekli ilgiyi bulamayan bir kitap “izmir Posta'sının adamları.” İki yıl önce böyleydi, sanırım hâlâ biraz böyle. Reklamı en iyi biz okuyucular yaparız deyip sözü Semih Gümüş Amcamıza bırakıyoruz.
Ahmet Büke'yi ilk anlayanlardan olduğumu sanıyorum. Öyküleri AdamÖykü'de yayımlandığı zaman ilgi çekmeye başladı. İzmir Postası'nın Adamları yayımlandığı yılın en güzel kitaplarındandı. Gözden kaçırıldığı da söylenemez. Ahmet Büke'nin ayırt edici yanı, öyküsü yazılacak konuları, kişileri bulma becerisi. Çünkü ne denli ustaca yazarsanız yazın, aynı konuları, sorunları, aynı biçimde yazdığınız zaman yeterince anlam kazanamaz yazdıklarınız. Ahmet Büke'nin öykülerinin etkileyici oluşunun birinci nedeni, alışılmamış kişileri ve yaşantıları anlatması. Bu yıl yayımlanan Çiğdem Külahı da İzmir Postası'nın Adamları ile aynı anlayışta öykülerden oluşuyor. Yeni yazarların hemen ikinci kitaplarında yazdıklarını değiştirmeye çalışmaları olumsuz sonuçlar verir. Ahmet Büke Çiğdem Külahı'nda bu yanlışa düşmeden, İzmir Postası'nın Adamları'ndaki öykü anlayışını sürdürüyor, ama aradan geçen iki yılın gerektirdiği değişimi de yansıtarak. Belki sonra yeni biçimler denemek gerekecek.
İzmir Postası’nın Adamları, hayatlarının yönünü değiştirmeye çalışıyorlar, değişmeyeceğini bildikleri halde... Sert hayatlar onların hayatları; görmezden geldiğimiz, gizlediğimiz, gizlendiğini bildiğimiz halde ses etmediğimiz "pis hayat"lar... Horlandıkları için hoyrat bu adamlar ve kadınlar. Onun için de çıkardıkları ses alabildiğine sert. Ahmet Büke'nin -hiç de ilk gibi durmayan- ilk hikaye kitabı, bu sert sesiyle dikkat çekiyor. "Güzel izmir'in arka sokaklarının, adı unutulmuş ege kasabalarının, atölyelerin, posta trenlerinin, delilerin, kedilerin sesiyle...
Hikayelerin diline ve kurgusuna da sinen bu sert ses, "pis hayatlar"dan saklanarak, duvarların ardına sığınarak, gözlerimizi yumarak, onları edebiyatın dışına atarak kurtulamayacağımızı bir kez daha hatırlatıyor. İşittiğimize göre, dışında ya da uzağında değiliz...”
Ahmet Büke- İzmir Postası'nın Adamları
Öykü
129 Sayfa
Kanat Kitap
1. Basım- Eylül/ 2004