Ruhumun daraldığı zamanlarda martılara simit atmak için sahile inerim, düşünmeme de yardımcı olur bu. Martılar bir bir düştükçe daha bir kendime gelirim, daha bir yaşama sevinci dolarım. Sanki canı çıkan bu sevimli kuşların ruhları ruhumu besler. Bu zevk çocukluktan kalma ben de, güvercinimin gözlerini kör eden kargalardan ucu iğneli külah ile intikam alana kadar büyük olduğumu hissedememiştim hiç. Şimdi hala ne zaman yatağımı ıslatıp annemden çocuk muamelesi görsem, çıkmamın yasak olduğu evden kaçıp alabildiğine özgür martılara zehirli simitler atarım. Ama şimdilerde bu beni ilk zamanlardaki gibi tatmin etmiyor, bu dinginlik fazla uzun sürmüyor, kemeriyle beni dövdüğü için boğazını kestiğim canım babamın o ölümünden bir saniye önceki bakışı geliyor aklıma korkuyorum uyumaya, yine yanıma gelip üzerimde zıplayacakmış gibi geliyor. Bir şey yapmalı ama ne düşüncesini aklımdan atamıyorum, sanırım martılar artık derdime derman olmuyor. Şimdi aklıma geldi hayvanat bahçesine nesli tükenmek üzere olan iki kelaynak gelmiş, bakıcılarını bu hayvanların neslini üretmek için gösterecekleri gereksiz özveriden kurtarmam gerek, evet.
" Bir şey yapmalı ama ne düşüncesini aklımdan atamıyorum" cümlesinde, "bir şey yapmalı ama ne" tırnak içinde olursa anlam kayması ortadan kalkıyor. dolaylama sanatı vurucu şekilde kullanılmış. sadece sevgisizlikle değil aynı zamanda zarar vermekle beslenen bir bünye iyi resmedilmiş..yazın ilginç bir alan oluyor bu anlamda eşsiz, sonsuz bir alan tasvirler dünyası adına. yaşlılıktan, hastalıktan veya az konuşmaktan,( vücudun konuşma organlarıyla ilgili yerlerini az kullanmaktan) dolayı hırıldama ihtimali olan veya Grange tarzının hırıltısını bohem mekana taşıyan yazarımıza hoşgeldin dileklerimi iletirim..