ŞiirÖyküDenemeÖzgür MetinKitapMüzikBilge
Arama

Okur- sanız & Yazar- sanız | Bohem Mekan; Bilge - Otomatik Patlıcan/ Alper Çelik...

Otomatik Patlıcan/ Alper Çelik 0

Fermuar dergisi çizeri- yazarı Alper Çelik´in otomatik patlıcan köşesinden derlemeler:

 

+Biriyle bir konu konuşulması, tam karşıdan onay alacakken içeriye “Nurinin” girmesi, “öyle değil mi Nuri?” diyerek Nuriyi abandone etmek, Nurinin olaya Fransız kalışı, konuştuğun kişiyle Nuri ile alay edercesine gülüşmek, Nurinin “siktirin lan” kisvesi altında “ha abi öyle gerçekten de” demesi, garip garip olaylar (olayda geçen Nuri “x” kişidir, gerçek Nurilerle zerre ilişkisi yoktur Ahmette olabilirdi ama olmadı, kısmet değilmiş).

 

+Başka bir ortamda anlatılan hikayede hikayeye hizmet eden kişilerden biri olmana rağmen senden “x” kişi diye bahsediliyorsa, “tırt” bir kişi olduğun yadsınamaz bir gerçektir.

 

+“Yadsınamaz bir gerçek” mantıklı düşününce çok saçma.

 

+Arkadaşlarla alış veriş yapmak, alınan şeyleri o arkadaşlarının yanında giyerken bir garip olmak, her “bunu beraber almamış mıydık” sorusunda biraz daha utangaçlık hissetmek.

 

+Arkadaşının yeni aldığı şeyi ertesi gün giymesinden ötürü “hemen de giymiş” gibi cümleler kurmamış insan evladıyla tanışık değilim.

 

+Büyüyoruz günden güne donlarımız küçük geliyor artık. Nedense anlamıyoruz, sadece ayakkabımız küçük gelince pantolonumuz kısalınca farkına varıyoruz. Büyüdü bu deniyoruz, deniyoruz önümüze konulan hayatı yaşamayı. Okula gidiyoruz, işe gidiyoruz, askere gidiyoruz,  yeniden işe gidiyoruz, nikaha gidiyoruz, gene işe gidiyoruz, doğuma gidiyoruz, bir iş daha buluyoruz. Yıllar geçiyor hep gitmişiz, hiç ayağımıza gelmemiş kimse. Bir zaman sonra ölüp gidiyoruz herkes cenazemize geliyor biz yine gidiyoruz, gülüyoruz kıs kıs.

 

+Neden sonra anladım ki; küfür edip “abi çok sinirliyim kusura bakma” gibi cümleler kurmak, hiçbir şekilde normal zamanlarda asla küfür etmiyorum´un bir simgesi değilmiş.

 

+Hasetlik ve fesatlık müessesesine hizmetim, kafiyelere olan aşkımdandır.

 

+Çocukken resimlerdeki kişilerin onları takip ettiğini düşünmemiş insana rastlamadım. Bizim evdeki Atatürk resminden tırsardım ben en çok, beni izliyormuş gibi gelirdi hep, aşırılık yapamazdım.

 

+Mucizelere olan inancım, 4 yaşında idolüm olan teyze oğlunun uçtuğunun yalan olduğunu öğrenmemden sonra son bulmuştu.

 

+Biri bir çoğundan önemli olmaya başladıysa ona canım diyoruz.

 

+Neden sonra anladım ki; aklıma yatmayan düşüncelerle dalga geçmek hiçbir şekilde düşüncelerin yanlışlığını kanıtlayan bir şey değilmiş.

 

+Selobantı parmağına fazlaca bir şekilde dolayarak müsrifleşmemiş insan evladıyla tanış değilim.

 

+Televizyondan sağlıklı beslenemedim çocukluğumdan beri. TRT2 de resim yapan Bob Ross isminde bir abi vardı 15 dakikaya şahane resimler yapardı her haftada şunu alın bunu alın şunla çizin gibi öğütler verirdi. O malzemelerden alıp da bir resim meydana getirmeye çalışmışlığım çok olmuştur, her seferinde Bob abi “neşeli” bulutlar “mutlu” dereler, “şahane takılan” dağlar çizerken, ben; yavşak kayalar, eğri büğrü dağlar, yerini yadırgamış ovalar çizdim. O zamanlar bir ressam olamayacağımı ve televizyondan sağlıklı beslenemeyeceğimi anladım, ruhun şad olsun Bob Ross abi..

 

+Ek bilgi; Bob Ross Burçin Oraloğlu tarafından seslendirilir, o tok ses bu abinindir(ben de internetten baktım).

 

+Neden sonra anladım ki; “neyse şaka bir yana şimdi ciddi konuşalım” dendikten sonra ciddiyetini koruyamayan ve hala gülen adama büyük ibnelik yapılıyormuş.

 

+Dişiyle tırnağıyla bir yerlere gelen insanları bir yere kadar “cırmıklayarak” , “ısırarak” bir yerlere gelmiş kavgacı, çaçaron insanlar sanmıştım.

 

+İki çeşit insan var, bir; telefonu alo diye açanlar, iki; efendim diyenler, bir de meşgule düşürenler var onlar iyicene bir değişik kişiler(üç oldu be).

 

+Geçenlerde babam “lan kafam kadın çantası gibi karmakarışık” dedi, “atasözü gibi” dedim, “lan sen nerden anlıcan atasözünü“dedi.

 

+“Yalakalık yapma lan” diye konuşuyorum, insanların hislerini göstermelerine şahane engel oluyorum.

 

+”Train de vie” diye bir film var Türkiyede Hayat Treni olarak yayınlandı izlemenizi şiddetle (döve döve) tavsiye ederim.

 

+”Otel ne, Motel ne, Hotel ne” konusu üzerine tartışmaya girmemiş insan görmedim.

 

+”Valla ben dün ne yediğimi hatırlamıyorum” diye konuşuyorum aptallığımı şahane kamufle ediyorum.

 

+Hapşırana “çok yaşa” demezsem dünyayı uzaylılar istila edeceklermiş gibi geliyor.

 

+“Nev-i sahsına münhasır” bir insanla paylaşabilecek bir şeyim olsun istemiyorum.

 

+“Ulan şeytan diyor ki” diyerek “damağımdan “tıçk” diye ses çıkarıp susuyorum şahane ne yapacağı belli olmayan gizemli ve korkunç adam oluyorum mutlu mesut yaşıyorum.

 

+Neden sonra anladım ki; yere düşünce kendine gülen insan etrafına “kendimle barışığım” elektriği vermiyormuş.

 

+Anneler “her şey bir milyoncu” dan aldıkları şeyleri yıllarca kullanabilen ilginç kişilerdir, şahsen ben alır almaz yolda dağılmaya başlıyor.

 

+Umumi bir tuvalet, yan kabinde “hozur hozort” yüksek sesler çıkararak sıçan biri, rahatsız olmak, bir an önce donu toplayıp kaçmak istemek, aceleyle kabinden çıkıp elleri yıkamak, o sırada sesli g.tlü kişinin de çıkması, göz göze gelmemeye çalışmak, utanması gereken kişiden daha çok utanmak, ulan o medikal bir şey iç sesi, garip durumlar, değişik olaylar.

 

+Emlakçıların kendine olan aşırı güveni beni irkiltiyor.

 

+Yalnızlık zarı diye bir şey var, biri gelip o zarı yırtana kadar yalnız kalıyorsunuz, kendiniz çıkmaya çalışsanız da içinden ve birini bulup yalnızlık tanımına uymuyor olsanız da, daha sonra zaman geçince yine yalnız kalıyorsunuz, ta ki biri gelip o zarı yırtana kadar.

 

+Sözüm meclisten dışarı diye konuşuyorum, cümlelerimi dinleyenlerin içine içine kuruyorum, şahane şerefsizleşiyorum ve mükemmel ruh hali kazanıyorum.

 

+“Lan şimdi bir don görünce coşuyoruz ama ben bunları denizde don sutyen göreyim zerre etkilenmiyorum” dememiş hanzoya rastlamadım.(Ben de demiş olabilirim bir ara belki)

 

+Düğünlerde oyun havasından birden slow şarkıya geçen yavşak müzisyenler insanların yalnızlıklarını suratlarına vurduğundan nasılda habersizdirler. Pist de kalırsın yapayalnız ve sevgilisini karısını yengesini alan piste çıkar kıçım kıçım bekarlar masasındaki plastik sandalyene geri döner tipini,davranışlarını yeniden sorgular, oynamaya kalkmadan önce yarısını kemirdiğin dandik kremşantiye boğulmuş pastanı ucundan ucundan yemeye devam eder oynayan döpiyesli şahane manitalara göz atar, kaderine lanet edersin.

 

+Nedense hepimiz; bırak abiycim sarhoş değiliz.

 

+Nedense hepimiz; okulda çok fırlamaydık ve öğretmenlerimize etmediğimizi bırakmadık.

 

+Çıplak vücut üzerine elbise askılıklı zenci dansçılarla klip çeken tüm doksanlı yollar klip yönetmenlerine selam ederim.

 

+Nedense yapılan telefon şakalarında seçilen isim her zaman “Osman” oluyor,ilk akla gelen isim sanırım.

 

+Kulağımda kulaklık müzik dinlerken otobüste karşımda oturan teyzelerin ateşli konuşmalarını kendimce seslendirdiğim çok olmuştur.

 

+Yaşlı ilkokul hocalarının avuçlarının yapısının ve kokusunun nedense normal olduğuna rastlamadım. Avuçları kösele gibidir, çizgileri aşırı belli ve gereğinden fazla buruşuktur, bir şey kokar daha sonra başka yerde duyamayacağınız.

 


Kayıp Karga | İletişim | rss takibi

Bohem Mekan 2007-2008 © Tüm Hakları Saklıdır
Programlama : Yaman Tasarım Ve Programlama
Tema dizayn   :