Gecenin karanlığına ektim umudu... yeşersin, büyüsün, kök salsın diye.
mitolojik hikayelere konu olmuş, güçlü kahramanların masallarını anlattım. Güçlü olsun istedim, hiç yıkılmasın hep ama hep ayakda olsun asırlık çınarlara inat,
maviye boyadım umudu; sonsuz gökyüzü maviliğine, okyanusların derinliğine inat.
silahlarla donattım onu kendini koruyabilsin, karanlık dehlizlerde kaybolmasın diye.
gülüşleri ve neşeyi verdim. Hep gülümseyebilsin diye.
şefkati verdim herkese dokunabilsin diye....
tutkuyu verdim, aşkla çoğalabilsin diye, en derinden hissedebilsin diye...
Anlamayı verdim, anlayabilsin diye
anlayabilsin de affedebilsin diye...
nerden bilebilirdim ki anlamanın en büyük laneti olacağını,
anladıkca kendinden uzaklaşacağını,
anlaması gerekenlerin karmaşasında kendini yitireceğini
kendini, kendinin en uzağına atacağını,
herkese dokunabilirken bir kendine dokunamayacağını
bir kendini anlamayacağını....