Şimdi yürüyebileceğim bir yol olsaydı.. yürüyebileceğimiz bir yol ya da..
hadi, biraz yürüyelim derdim.
belki başka yollardan geçeriz eylül uzar, demiştim ya, şiir içindi işte. şiir olsun içindi..
başka yollarda yürümeye takatim yok, yalan söyleyemem gücüm yok.
ben şiiri, çalışırım dedimdi hani.
yani işte nerden bu dil anlıyorsun değil mi? yani işte dedimdi denmez yaşadığım yerde bile..
ben şiir olsun diye bütün bunları yani..
bütün bunları yani, senin canını yakmak için ya da işte canım çok yandığı için.
çok özlediğim, çok üzgün olduğum için.. seninle yürünebilecek bir yol olmadığı için....
bütün bunları ve seni anlıyorum: yani şartlar, mantık anlıyorum. anlamaya çalışıyorum işte : memuriyet,cumhuriyet falan...devletler arası anlaşmalar hatta. altına beraber imza attığımız. metni sakin kafayla bizzat benim kaleme aldığım. sert, tavissiz. antlaşma değil ki ama. inatlaşmaya ne gerek var. ne gerek var yani sınırları kaldırsak.
yani işte bak, yazarken bile bu karmaşıklık…seninle yürünebilecek bir yol..
olmadığı....