ŞiirÖyküDenemeÖzgür MetinKitapMüzikBilge
Arama

Okur- sanız & Yazar- sanız | Bohem Mekan; Bilge - A. Ömer Türkeş- Kapak...

A. Ömer Türkeş- Kapak 3

Romancılığımız 21. yüzyıla çok parlak bir giriş yaptı, ama romancılığa parlak giriş yapan birçok isim de bu arada ortadan kayboldu. Sadece 1980-2002 yılları arasında bir roman yayımlayıp arkasını getirmeyen yazarların sayısı 300'e yakın. Ayrıca edebiyatımızın pek çok önemli ismi de uzun zamandır yeni bir roman yayımlatmadı.

Yazdığım romanlar bana yetti
Son birkaç yıldır hep roman sayısındaki artıştan söz ettik. Deneyimlisi deneyimsizi, yaşlısı genci, ustası çırağı yüzlerce yazarın kaleminden iyisiyle kötüsüyle, satanıyla satmayanıyla pek çok roman yayımlandı, dergilerde en çok romanlar tanıtıldı, yazarlar medyaya konuk edile edile 'star'laştılar, kısacası 21. yüzyıla çok parlak bir giriş yaptı romancılığımız. Her yıl yeni bir rekorla kapanırken 2006 yılında 387 gibi önemli bir rakama ulaşıldı. Roman yazımı 2007'nin ilk yedi ayında da aylık 30 roman ortalamasıyla geçen yılı aratmayacak gibi görünüyor.

Ancak bu gidişe kapılmayan yazarlar da var. Bu yazıda hızlı yazmanın alışkanlık haline geldiği, yazarlardan her yıl, bilemedin iki yılda bir roman beklenildiği edebi konjonktüre ayak uyduramayan, uydurmak istemeyen ya da roman yazmaktan tümüyle vazgeçenlerden söz etmek istiyorum. Son beş yıldır isimlerine rastlamadığımız çok sayıda yazar adı geliyor aklımıza. Polisiyeden bilimkurguya, korkudan aşka, kadın meselelerini dile getirenlerden gençlik sorunlarına eğilenlere kadar genişleyen bir yelpazedeki romanları belki bekledikleri ilgiyi görmediğinden belki edebi âlemin kaotikleşen gidişatından memnuniyetsizliklerinden belki başka bir edebi türü tercih ettiklerinden belki de tamamıyla kişisel nedenlerle artık roman yazmayı bırakan bu yazarları -hiç değilse bir kısmını- anmanın hakkaniyetli olacağını düşünüyorum. Ne yazık ki çok küçük bir kısmıyla yetinmek zorundayız. Çünkü 1980'den 2002'ye kadar sadece bir tek romanla yetinmiş yazar sayısı bile 300'ü buluyor. Tanıdık isimler
Son romanlarını 1980-2002 yılları arasında yayımlamış yazarlar arasında edebiyat kariyerine 80'ler öncesinde başlamış pek çok tanınmış isim yer alıyor. Kitaplarının yeni baskıları da yapılmadığı için günümüz okuyucusunun belki de hiç karşılaşmadığı İrfan Yalçın Büyük Soytarı'dan (1982), 80'li yaşlarını süren Ayhan Hünalp Şarkısız Dünyanın Orkinosları'ndan (1983) bu yana edebiyatın uzağındalar. Demirtaş Ceyhun da Cadı Kazanı'ndan (1982) bu yana yazmasa bile varlığını Nobel edebiyat ödülüne karşı düzenlediği 'ulusalcı' çıkışlarla hatırlattı. Hikâyeleri, gazete yazıları ve söyleşileriyle edebiyatın içinde olduklarını bildiğimiz yazarlar ve son romanları ise şöyle sıralanıyor; Hulki Altunç Son İki Eylül (1987), Ferid Edgü Eylülün Gölgesinde Bir Yazdı (1988), Füruzan Berlin'in Nar Çiçeği (1988), Feride Çiçekoğlu Suyun Öteki Yanı (1991), Güven Turan Soğuk Tüylü Martı (1992), Adalet Ağaoğlu Romantik Bir Viyana Yazı (1993), Ayla Kutlu Emir Beyin Kızları (1999), Nedim Gürsel Resimli Dünya (1999)ve Peride Celal Deli Aşk (2002). Bu yazarlardan ustalık dönemi ürünlerini bekliyoruz.  Ve romancılığımızın iki büyük ismi, Yaşar Kemal ve Orhan Pamuk nicedir yeni bir romanla çıkmıyor karşımıza. Pamuk, yeni romanını 2008 yılı başında tamamlayacakmış. Yaşar Kemal'in Bir Ada Hikâyesi dörtlemesinin sonuncu cildi için okuyucular artık sabırsızlanıyor.

Yazmamaları ciddi bir kayıp
İsimleri yine yabancı gelmeyecek. Sanat ve edebiyatın farklı alanlarında, gazete köşelerinde, dergilerde üretimlerini sürdürüyorlar. Roman yazmaya ya ara verdiler ya bütünüyle vazgeçtiler. İsimleri ve son romanlarıyla hatırlatıyorum: Ayfer Tunç Kapak Kızı (1990), Haluk Şahin Ağrı'ya Dönüş (1990), Ömer Madra Romanımla Sana Bir Ses (1991), İskender Savaşır Tutku 2000 (1995), Bilgesu Erenus Gece (1996), Ümit Kıvanç Siyah Makamı (1997), Ahmet İnam Filiz, Neredesin (1997), Aslı Erdoğan Kabuk Adam (1998), Gün Zileli Bahar Ve Tipi (1998), Mahir Öztaş Bir Arzuyu Beslemek (2002), Feyza Hepçilingirler Tanrıkadın (2002), Vivet Kanetti Prens Adası (2002).

Şimdi biraz daha derinlere inelim: Roman kahramanlarının iç dünyalarındaki kırılma ve yarılmaları siyasi ve toplumsal gelişmelerle birlikte işleyen Saç (1995) romanıyla Aydın Hatipoğlu, Saydam'la (1996) Cumhur Orancı, Dönence Ağıtları'yla (1998) Tolga Ersoy, Terk Edilmiş Sokakta Sessiz Bir Gölge Oyunu'yla (1991) Zeynep Ankara, Şarlo Bir Kara Kafa İçin Balad'ıyla (1996) Ahmet Haluk Ünal, Libera'sıyla (1998) Yeşim Dorman, Sağlık Eczanesi'yle (1999) Emel Ebcioğlu ve Eli Torbalı Adam'ıyla (1999) Hüseyin Peker romancılık kariyerlerini noktalamış görünüyorlar. Farklı biçim arayışlarıyla dikkat çeken Ahmet Sipahioğlu çok neşeli 1929'undan (1997) sonra ses vermiyor. Absürd ve neşeli hikâyeleriyle Armağan Tekdöneri Ceza Kuşağı'yla (2001) ve İzzedin Çalışlar'ı Tan İzi Ya (2002) ile anacağım. Romanlarını okursanız hak vereceksiniz, yazmamaları edebiyatımız açısından ciddi bir kayıp.

Kadın yazarlar
2000'lerden sonra çok satan yazarların ve kadın köşe yazarlarının kaleminden çıkma kadın temalı romanlarda hem artış yaşanmış, hem de bu romanlar üzerinden şiddetli tartışmalar yaşanmıştı. Belki de onların başarısı zamanlamalarını iyi yapmış olmalarındandı. Nitekim, aynı temayı onlardan önce -kadın sorunlarını eşcinselliği de kapsayan cinsel özgürlüklerden tacizin türlü çeşidine kadar- çarpıcı meseleler etrafında dile getiren pek çok yazar o yıllarda etki yaratmadılar. Leyla İle Şirin'iyle Hülya Serap Doğaner 1992'den, Çünkü Onlar Kadındır'ıyla Oya Şeneldir 1996'dan, Cahide'siyle Aysel Özdemir 1998'den, Yeryüzü Cenneti'yle Hülya Koşar 1998'den, Şişman Viktorya'sıyla Meltem Yönder, İki Hayat'ıyla Nalan Türkeli, Pisuvar Tedirginliği'yle Gül Abuser Semerci 2000'den, Asmalar Artık Ağlamıyor'la Özden Soyalp 2001, Bir Bebeğim Oldu/Öldü'yle Arife İnci Ceylan, Üzgün Kızların Gizli Tarihi'yle Neşe Yaşın 2002'den bu yana romana el atmıyorlar.

İlk ve tek romanlarla sürdürelim:
80 sonrasının kültürel ikliminde kimliklerini arayan gençleri anlatan ve kimileri 'underground' edebiyatın romandaki izlerini süren Ercüment Aytaç'ın Ve:Blues (1994), Sabri Gürses'in Sevişme (1996), Murat Denizel'in Beşinci Şeritte Dans (1998), Metin Kaçan'ın Harman Kaplan (1999), Osman Cavcı'nın Köpeköldüren (2000), Turgut Yuksel'in Sıvı (2000), Mehmet Arif Derbent'in Yalnız Balayı (2000), Barış Tuna'nın Düşbilim (2000), Sarp Bengü'nün Acı Sigara (2000), Demir Toros'un Beyoğlu'nda Balıkların Ayak Sesleri (2001), Eyüphan Erkul'un Haydi Düş Onüme Serçe (2001), Ilgın Olut'un Yüzleri Arayan Adam (2001), Kevork Kirkoryan'ın Atların Yelesinde (2002), Gönül Kıvılcımlı'nın Jilet Sinan (2002) ve Sibel Torunoğlu'nun Travesti Pinokyo (2002) romanları hak ettikleri ilgiyi görmediler. Gerçi Mehmet Arif Derben'in poşet içerisinde CD ilavesiyle satılan Yalnız Balayı'sı (2000), grafik neşriyatları çağrıştıran görüntüsüyle ilgi çekmişti ama bluğ çağının cinselliğini sergileyen içeriği yankı uyandırmadı. Oysa Türk edebiyatında mastürbasyon hiç bu kadar yer almamıştı. Ancak bu yer alış biçiminde bir bayağılık veya ölçüsüzlük yoktu; belki biraz erkeklere mahsustu, ama keyifli bir romandı Yalnız Balayı. Sokaklardaki sert hayatı sert bir dille anlatan Sıvı, sokak çocuklarını konu edinen Jilet Sinan, ötekilerin Ağır Roman'la başlayan hikâyesinin sonunu getiren Harman Kaplan hiç kuşkusuz ileriki yıllarda yeniden gündeme geleceklerdir.

Bilimkurgu ve polisiye
Bizde pek yaygın olmayan türlerde ürün veren yazarların önemli bölümü artık roman yazmıyor. Mesela bilimkurgu edebiyatı çok kan kaybetmiş görünüyor. Ümit Yücel Uğurkan Uzaydaki Gizem (1985), Müfit Özdeş Son Tiryaki (1996), Özlem Ada Embryogenesis (1997), Gurur Ası Cam Dünya (1998), Mehmet Mutlu Uzay 3981(1999), H.Murat Sermet İlk Özgürlükler (2001) romanlarıyla ilk ve tek ürünlerini verdiler.

Uzay Yolu (1973), Haşarı Uzaylı (1975), Renkli Ülkeler (1976), Tarihin Başladığı Gün (1979), OBI:J-S 927 (1980) ve Mikrop Savaşı (1983) romanlarının yanı sıra, aynı dönemde yazdığı hikâyeleri ve 1976-1981 arasında 65 sayıya ulaşan X-Bilinmeyen Bilim Kurgu dergisiyle Türkçe Bilimkurgu edebiyatına hatırı sayılır katkılarda bulunan ve türün en sebatlı yazarlarından olan Selma Mine de, mitolojisini kurduğu gezegenin hikâyesini 2002'de yazdığı Tanrılar Kenti'nde noktaladı.

Cenk Eden, ismini Kaktüs Kahvesi polisiye roman yarışması sayesinde duyurmuştu. Aynı yarışmaya katılan Celil Oker ve Birol Oğuz polisiye edebiyatta bir yer edindiler. Bilimkurguyla polisiyeyi harmanlayan Rüzgârsız Şehir (1999) romanıyla türün yerli edebiyatımız açısından en iyi örneklerinden birini veren Cenk Eden, ne yazık ki yazmayı sürdürmedi. Aslında edebiyattan ziyade polisiye olan düşkünlüğüyle yazmaya soyunan, bir roman yazıp gerisini getirmeyen pek çok isim sayabiliriz. İlginç isimlerden ilk akla geleni şarkıcı Mirkelam'ın babası Avukat Nazım Mirkelamoğlu, kendi gayretleriyle iki roman yayımlamıştı; Cinnetin Çehresi (1984) ve Satılık Mezar (1984). Kitapların arka yüzünde elinde daha nice polisiye roman dosyası olduğunu belirtmesine rağmen sanıyorum hiçbirini kitaplaştırmadı.

Siyaset Bilimci Emre Kongar'ın Hocaefendi'nin Sandukası (1989), iki sinema eleştirmeninin Fatih Özgüven'in Esrarengiz Bay Kartoğlu (1990) ve Taner Ay'ın Martyas'ın Cesetleri (1992), iki gazetecinin Murat Çulcu'nun Baykuşlar Vadisi (1997) ve Rıdvan Akar'ın Bir Irkçının İhaneti (2002) romanları da herhalde yine yazarların polisiye sevgisinden kaynaklanıyordu. Bu konuda iki ilginç öreneğimiz daha var. ODTÜ öğretim üyelerinden Prof. Yıldırım Üçtuğ, Agahta Christie etkileri taşıyan Şah-Mat ve Ölüm (2000) ile Çapraz Ateş (2001) romanlarında Hercules Poirot'u Haldun Kurter tiplemesiyle Türkiye'ye uyarlamıştı. O günden beridir roman yazmaya mesai ayırmıyor. Muvaffak Akman'sa profesörlüğünü Hacettepe Üniversitesi'nden almış, Sivas Cumhuriyet Üniversitesi'ni kurup dört yıl rektörlük yapmış bir bilim insanı. 1949 yılında yazdığı ama bir türlü yayımlatma fırsatı bulamadığı iki romanını 2002 yılında kendi çabasıyla kitaplaştırmıştı: Öldüren Sürpriz ve Üçbaşlı Tablo. Söyleşisinde iki kitap daha tasarladığını söylediyse de, bu kitaplar henüz gün yüzüne çıkmadılar.
Sinan Tanyıldız Elveda Ankara (1999), Hasan Doğan Kayıp Adada Cinayet (2001) ve Erdal Sevinç Kod Adı Majestik (2002) ile polisiye türde ilk ve tek romanlarını yazdılar. Ancak eklemek gerekir; Hasan Doğan ismi müsteardır. Gerçek ismiyle bir başka roman yazıp yazmadığını bilemiyoruz. Nihan Taştekin'se ikinci romanı Yağmur Başlamıştı'dan (2002) sonra yine polisiye türde bir hikâye kitabı çıkarmıştı.
Korku-gerilim türünde de tek bir ürünle yetinen dikkate değer isimler var. Mesela Sinan Tamer, biraz karmaşık kurgusu, satanistik hikâyesi, psikolojisi bozuk karakterleri, çığırından çıkmış üniversite hayatı, konusuyla örtüşen şidddeti ve cinselliğiyle Karanlık Masumiyet'te (2000) yaşadığımız döneme göndermeler yapan allegorik bir hikâye kurgularken başarılıydı. Mustafa Altunbay'ın Gabeli (2001) sadece bugünle uzak geçmiş arasında gidip gelen gerilimli fantastik hikâyesiyle değil, yazarın şahsi çabasıyla bastırıp satışını Internet üzerinden yapmasıyla da ilginç ama talihsiz bir kitaptı. Türün bütün motiflerini yerli yerinde kullanan ve gerilimli bir atmosfer yaratan roman ne yazık ki okuyucuyla hemen hiç buluşamadı. Fantastik motiflere ve korku öğelerine yer vermekle birlikte aslında üniversite gençliğinin duygu ve düşünsel dünyası üzerine yoğunlaşan Doğu Yücel'in Hayalet Kitap'ı (2002) iyi bir ilk ve tek romandı. Ancak Doğu Yücel'in yazma serüveni de şimdilik kesintiye uğramış görünüyor.

İyiydi, ama devamı gelmedi
Emre KONGAR, Hocaefendi'nin Sandukası, 1989.
Haluk ŞAHİN, Ağrı'ya Dönüş, 1990.
Ömer MADRA, Romanımla Sana Bir Ses, 1991.
Tanju AKERSON, Missouri, 1991.
Hülya Serap DOĞANER, Leyla İle Şirin, 1992.
Reha İSVAN, Gün Olur Devran Döner, 1992.
Gün GÜNELİ, Bağdat Yollarında, 1993.
Hüsnü GÖKSEL, Ayışığı Sonatı, 1994.
Aydın HATİPOĞLU, Saç, 1995.
İskender SAVAŞIR, Tutku 2000, 1995.
Ahmet Haluk ÜNAL, Şarlo Bir Kara Kafa İçin Balad, 1996.
Sururi BAYKAL, Roman Yolu, 1996.
Ahmet İNAM, Filiz, Neredesin, 1997.
Murat ÇULCU, Baykuşlar Vadisi, 1997.
Selçuk BAKKALBAŞI, Yaşam Öyküleri, 1997.
Aysel ÖZDEMİR, Cahide, 1998.
Hülya KOŞAR, Yeryüzü Cenneti, 1998.
Tolga ERSOY, Dönence Ağıtları, 1998.
Yeşim DORMAN, Libera, 1998.
Hasan BİLDİRİCİ, Şervan, 1999.
Mehmet BATUR, Adamım Davku, 1999.
Serpil ŞİMŞEK, Güneş Bulutların Arasında, 1999.
Zühdü BAYAR, Sahte Uygarlık, 1999.
Barış TUNA, Düşbilim, 2000.
Mehmet Arif DERBENT, Yalnız Balayı, 2000.
Meltem YÖNDER, Şişman Viktorya, 2000.
Sinan TAMER, Karanlık Masumiyet, 2000.
Turgut YUKSEL, Sıvı, 2000.
Demir TOROS, Beyoğlu'nda Balıkların Ayak Sesleri, 2001.
Eyüphan ERKUL, Haydi Düş Onüme Serçe, 2001.
Hasan DOĞAN, Kayıp Adada Cinayet, 2001.
Mustafa ALTUNBAY, Gabel, 2001.
Özden SOYALP, Asmalar
Artık Ağlamıyor, 2001.
Aziz Kemal HIZIROĞLU, Tabanımdaki Çamur, 2002.
Doğu YÜCEL, Hayalet Kitap, 2002.
Gönül KIVILCIMLI, Jilet Sinan, 2002.
İzzeddin ÇALIŞLAR, Tan İzi Ya, 2002.
Neşe YAŞIN, Üzgün Kızların Gizli Tarihi, 2002.
Rıdvan AKAR, Bir Irkçının İhaneti, 2002.
Sibel TORUNOĞLU, Travesti Pinokyo, 2002.

A. Ömer Türkeş/ Radikal Kitap- 03/08/07 tarihli yazısı.


Kayıp Karga | İletişim | rss takibi

Bohem Mekan 2007-2008 © Tüm Hakları Saklıdır
Programlama : Yaman Tasarım Ve Programlama
Tema dizayn   :