“Hiçbir eseri henüz yayınlanmayan 30 yaşındaki sekreter Nurten Ay, Türk edebiyatının en büyük ödülünü ünlü yazar Adnan Özyalçıner’le paylaştı.”
(Hürriyet, 15 Mart 1991)
Haldun Taner Öykü Ödülü, 14 Mart 1991 perşembe günü açıklandığında edebiyat dünyası büyük bir sürprizle karşılaşmıştı. Bu önemli ödül tanınmış bir yazarla tanınmamış birine verilmişti: Adnan Özyalçıner’in Cambazlar Savaşı Yitirdi kitabı ile Nurten Ay’ın Gizli Kalmış Bir İstanbul Masalı dosyası arasında paylaştırılmıştı.
Büyük gazetelerin baş sayfalarında, haber, sanat ve edebiyat dergilerinde haberin duyuruluşu, işlenişi bir soru işaretini de yedekliyordu... Ödül, belirsiz bir giz perdesiyle sarmalanmış gibiydi.
14 Mart 1991 tarihli Güneş gazetesinin “Haldun Taner Öykü Ödülü’nde Meçhul İsim” başlıklı haberinde “Sanatçı, düşünür, yazar Haldun Taner’in anısına oluşturulan Öykü Ödülü bu yıl Adnan Özyalçıner ve Nurten Ay’ın öyküleri arasında paylaştırıldı. Ancak ilk kez bu ödül ile adını duyuran Nurten Ay bulunamıyor. Ay’ın takma bir isimle ödüle katılmış olabileceği belirtiliyor” deniyordu. Nurten Ay ortaya çıktı, ödül törenine katıldı.
“Gizli Kalmış Bir İstanbul Masalı’nın gizli yazarı”nı edebiyat dünyası daha yakından tanımak istiyordu. Ay, gazetelere boy boy fotoğraflar verdi, röportajları açıkyüreklilikle kabul etti, ödülün heyecanını taşıdığını gösterdi. Hatta Cumhuriyet Kitap Kulübü ile Beyoğlu Belediyesi’nin birlikte düzenlediği Beyoğlu Kitap Günleri’ndeki bir imza gününe katılarak –Füsun Erbulak, Öner Yağcı, Yılmaz Karakoyunlu ile yan yana oturup– kitabını da imzaladı.
Nurten Ay, dikkat çekici bir biçimde, sıradışı bir ilgi gördü. Ödüllerden beklenen verimin alınması, Türk edebiyatının yeni bir isim kazanması da cabasıydı: Alkışlar arasında “bir yazar doğuyor”du.
“Nurten Ay’ın kişilerini seveceksiniz. Söyleyeceğim garibinize gidebilir ama Ay’ın öykülerinden, en genç kuşak da başka kuşaklar da çok hoşlanacaklar. Ustalığın eşiğinde dedik, yoksa eşiği atladı mı, ne dersiniz? Okuduktan sonra karar verin” diyordu, Doğan Hızlan.
Öte yandan, edebiyatı izleyen bazı köşe yazarları da ilgilerini esirgemedi. Engin Ardıç, edebiyat dünyasının görünür görünmez tehlikelerinden korumak adına Nurten Ay’a tembihler yağdırdı. Güneş gazetesindeki köşesinde “Dinle Nurten Bacım” başlıklı bir yazıyla ağabeyliğe soyundu.
Hürriyet (19-22 Mart 1991), Milliyet (19-27 Mart 1991) gazeteleri öyküleri tam sayfa tefrika ettikten sonra Gizli Kalmış Bir İstanbul Masalı, Simavi Yayınları öykü dizisinin birinci kitabı oldu. Şaşkınlık atlatılmış, yazar tanıtılmıştı.
Nurten Ay’ın arkasında bilinen yazarlardan biri olabilir miydi? Capcanlı bir soruydu bu. O kemirgen kurdun sesi içten içe duyuluyordu. İkna olmayanlar vardı, birinin edebiyat dünyasını fena halde işlettiğine inananlar... Oltacılar harekete geçerek bazı isimler ileri sürdüler, gerçek yazarın oltaya vuracağı beklentisine kapıldılar.
Nihayet, kitabın gizlerini çözen, sır perdelerini bir bir aralayan tek yazı Süha Oğuzertem’den geldi: “Kayıp Yazarın İzi, Elias’ın Gizi” (Kitap-lık 59, Mart 2003).
“Cem Behar” adını işaretleyen Oğuzertem’in bu “eleştiri öyküsü” üstüne “Kemal Yılmaz” da olayı anımsattı, bazı soruları tazeledi. Hatta Oğuzertem’den de şüphelendiğini ima etti. (Radikal, 10 Mart 2003)
Süha Oğuzertem yazısını Kitap-lık’a gönderirken “gerçek yazar”ın kimliğiyle ilgili bir bilgim olup olmadığını sormuş, o zamana kadar bana ulaşan söylentileri aktarabilmiştim ancak.
2007…
Ali Teoman, Gizli Kalmış Bir İstanbul Masalı’nın yazarı olduğunu söylediğinde algılamakta zorlandım, şok geçirdim. Elimde telefon, ayakta öylece çakılı kaldım.
Yedi yıldır tanışırız, ailece görüşürüz Ali’yle. Onca saat yaptığımız edebiyat sohbetleri, Uykuda Çocuk Ölümleri’yle başlayan editör-yazar görüşmeleri gözümde canlandıkça şaşkınlığım büyüdü: Nasıl durmuştu bunca zaman?
Daha ilk kitabıyla, ne bir takma ad ne de başkasının adı, düpedüz başkasının üstünden önemli bir ödül almak, sonra bunu on yedi yıl saklamak büyük bir oyundu…
Oyun?
Ancak bittiği zaman, şimdi, burada oynanmış oluyor işte.
ALİ TEOMAN
1962’de İstanbul’da doğdu. Orta öğrenimini İstanbul Alman Lisesi’nde, yüksek öğrenimini İTÜ Mimarlık Fakültesi ve Sorbonne Üniversitesi Plastik Sanatlar Fakültesi’nde tamamladı. İş ve öğrenim için Londra, Milano ve Paris’te bulundu (1989-93); bu dönemde sokak müzisyenliği de yaptı. 1993’te İstanbul’a döndükten sonra, yazı çalışmalarına daha çok zaman ayırabilmek amacıyla, mimarlığı bıraktı. Üniversitelerde İngilizce okutmanı olarak çalıştı. Boğaziçi Üniversitesi Yabancı Diller Yüksekokulu’nda İngilizce okutmanlığı görevini sürdürüyor.
Öykü: Gizli Kalmış Bir İstanbul Masalı (Nurten Ay adıyla Haldun Taner Öykü Ödülü; Simavi Yayınları 1991), İnsansız Konağın İkonu (Milliyet Ödülü; Milliyet Yayınları 1993), Pervaneler (YKY 1998), Aşk Yaşama Çok Uçuk (Sel Yayıncılık 2006).
Roman: Uykuda Çocuk Ölümleri (YKY 2002), Bir Garip Cindi Zümrüdüanka (Sel Yayıncılık 2005), Karadelik Güncesi (Sel Yayıncılık 2007)
NURTEN AY
1961’de Tunceli’de doğdu. Altı yaşından sonra, babasının memuriyeti nedeniyle, ilk ve orta öğrenimini Edirne, İskenderun, Karacabey ve Adapazarı’nda tamamladı. Uzun süredir İstanbul’da bir şirkette sekreterlik yapıyor. 1991’de, Ali Teoman’ın yazdığı Gizli Kalmış Bir İstanbul Masalı ile Haldun Taner Öykü Ödülü’nü aldıktan sonra adı duyulmadı.
Kaynak: Kitap- lık dergisi/ 106. sayı