ŞiirÖyküDenemeÖzgür MetinKitapMüzikBilge
Arama

Okur- sanız & Yazar- sanız | Bohem Mekan; Öykü - Gece, sessiz, sakin ve ben...

Gece, sessiz, sakin ve ben 4

Saat: 04:36

 Ne komik bir durumdayım diye düşünüyorum. Hava serin ve hafif rüzgarlı. Caddeler bomboş. Arada bir ses var diye arkama bakıyorum. Hiç birşey yok. Garip bir durum bu diye geçiriyorum aklımdan. Bu saatte burada olmak, yürüyor olmak içimi rahatlatıyor olsa da... Gözümü kapıyorum belki bu sefer görmem diye.. Yok hala oradalar. Kafamı kaldırıp bakıyorum ne var ne yok bu gece diye. Cevap veren bir kaç yıldız dışında hiç birşey yok.  Gözlerim yaşarıyormuş gibi olduğunda hemen uzaklara bakıyorum. Şimdi sağlıklı düşünmeye başladım diyorum. Neden yürüyorum? Niye buradayım? Cevaplar bir saat öncesini gösteriyor...

 Saat: 03:25

Aniden uyanıyorum. Sanki birisi üzerime serin bir su boca etmişcesine.. Hızlaca sağıma ve soluma bakıyorum. Hiçbirşey yok. Acayip terlemişim. Camı açıp bakıyorum. İyi bari bu temmuz akşamı biraz rüzgar var.. Saate uzanıyorum. Gözlerimi kapıyorum. Olmuyor. Yine aynı görüntüler. Kalbimin atışını duyabiliyorum. Odamı gözden geçiriyorum, başka birşeye odaklanmaya çalışıyorum. Olmuyor... Yapamıyorum, sanki nefes alamıyorum.. ''Hadi oğlum'' diyor ve sevdiğim mavi gömleği üzerime atıp, heryerinde cep olan pantolonumu geçiriyorum altıma.. Son bir kez gözlerimi kapıyorum. Yine geliyor karşıma.. O kadar güzel ki. Onu tanıdığım ilk gün, gördüğüm ilk kare. Gülümseyişi, ''merhaba'' deyişi... Ve o akşam geliyor gözümün önüne; önümden yürürken dönüp ' Merhaba' deyişi. Zihnim bu kareyi banda almış sarıp sarıp gösteriyor. O sesi geliyor kulağıma belli belirsiz. Onunla ilgili herşey geliyor geçiyor gözümden. Filmin sonu ise en can alıcı kısmı.  O kadar akşam konuşmamıza ve birşeyler paylaşmamıza rağmen.. Beni görmezden gelişi beliriyor gözümde. Huuhhhh! Ne son ama...

Cebime atıyorum mataramı..Tamam artık çıkıyorum yollara. Yürüyorum, iyi gelir çünkü biliyorum. Yıllar sonra birgün, herkesten ve belki en çok kendimden kaçmak için çıkacağım o dünya turuna uygun bir gezgin adayı olduğumu biliyorum.

Sokaklar bomboş.. Ne bir araba ,ne de benim gibi bir kaçık var.. Yürüyorum ayklarımın götürdüğü şekilde ve götürdüğü yere. İşbirliği yapmıyorlar benle. Kalbimi dinliyor hepsi. Bütün organlarım beynime karşı çıkıyor. Kalbim devrim yapmış haberim yok. Sokak lambalarına bakıyorum. Arada bir matarayı çıkarıp dikiyorum kafama, offff dünya güzel. İçimde anlamsız bir heyecan ve tutku. Biliyorum çünkü oraya gidiyoruz. Oraya..!

Köprünün altında bile araba yok. Bu kavşak 2 saat sonra dolup taşacak. İşine giden insanlar, acelesi olan ve bir yerlere yetişmek isteyen normal insanlarla dolacak. Garip geliyor, gülümsüyorum. Ya da kafam güzel olmaya başladı. Ne farkeder ikiside aynı benim için. Zaten o kızdan sonra hiçbirşeyi umursamıyorum. Hele benim hakkımda kimin ne düşündüğünü. Ne önemi var ki bir gün hepimiz öleceğiz zaten, o güne kadar düşünmek yerine bir şeyler yapmak gerek.. Felsefem bu oluyor. HAYAL KUR- GERÇEKLEŞTİR...

Merkeze geldiğimde artık yaklaştığımı biliyorum. Binlerce kez geçtiğim bir yolun bana bu denli acı vereceğini tahmin etmezdim. Ama hayat böyle. Tanrı genelde sağ gösterip, tekme atmayı seçiyor. Ne oluyoruz derken bir tane daha.. Karşı kaldırama bakıyorum bir de önüme. Hiçbir dükkan açık değil. Tabi daha saat kaç ki.. Onu ilk gördüğüm yere geliyorum. İçimde korkunç bir ürperme geliyor. Gözlerim yanıyor gibi hissediyorum. Nerden bileyim oysa sel geliyor gözlerime. Savuşturuyorum elimi.. Hemen mataraya sarılıyorum. Bir kez daha dikiyorum, önüme dönüp yürüyorum. Artık gözlerimi kapamama gerek yok. Heryerde o var. Gülüşü, Sözleri herşey var.

Meydana gelmişim. Kim bilir ne kadardır yürüyorum. Etrafa bakıyorum, içime derin bir nefes. Onsuz bilmem kaçıncı geçişim buradan. Bu kadar acı normal mi diye düşünüyorum..? Evine doğru yürüyorum. Geniş bir kavşak. Her taraftan birleşen, gündüzleri kornanın eksik olmadığı yer. Evet bu yol. Bana araba çarpacak sanmıştı ve küçük bir çığlıkla adımı haykırışı..Araba çarpmadı.Sadece panik olmuştu.. Ama beni önemsiyor diye o gece sabaha kadar uyumamıştım. Zaten o geceden sonra hiç uyuyamadım ki. Gözümü kapıyorum yaş süzülüyor. Asfalta yapışıyor..

Karşıya geçiyorum,  evine doğru yürüyorum. Konuştuklarımız o tüm kelimeler, kulağımda çınlıyor.Evin önüne yaklaştıkça korkuyorum. Biliyorum şimdi uyuyor o güzel. Ama gözlerim yine doluyor. Keşke o da aşkından uyuyamsaydı. heehhh.. Komik geliyor bu söylediğim. Gülüyorum yüksek sesle. Biliyorum çünkü bu sadece ümitsiz bir aşığın duası. Sağlam bir küfür sallıyorum bağırarak. Duyan duysun bana ne.. Evin önünden geçiyorum. Kalbim...Sanırım bana oyun oynuyor. Hiç kimse yok. Hiç kimse. Sabahın köründe kim kalkar ki. Biraz ileride oturuyorum yolun kenarına. Çıkarıp matarayı koyuyorum yanıma. Belki o beni dinler diye. Umudum yok bu sabah. Arkamdan bir şarapçı geçiyor. Bana garip garip bakıyor... Ben de bakıyorum. Uzun süren bakışma sonunda galip geliyorum. Adam dönüp gözden kayboluyor. Sağlam içip, sadece geziyorum bu aralar.. Gidip kamp kuruyorum yada gecenin bir yarıları çıkıp çıkıp buraya gelmeler.. Bir küfür daha sallıyorum havaya...

Nabokov'un bir sözü geliyor aklıma.. '' Karşılıksız AŞK , yazmanın bir parçasıdır''. Düşünüyorum. İçiyorum. Alıp başımı gidiyorum. Okuyorum. Ve şimdi artık yazıyorum...

 

Yorumlar

Şöyle şöyle bir durumdayım ama önce bir saat öncesinde olanları anlatayım düşüncesi oldukça güzel. Hisleriniz biraz dağınık geldi dolayısıyla da metin de öyle. Konuşur gibi bir hava. İkinci parağrafta “herşey”, üçüncü parağrafta “ herkesden”, Altıncı parağrafta ise “heryerde” kelimeleri de görsel gereklilik üzerine düzeltilirse iyi olur.

 

bohem yazar - 12.07.2007-01:14:41

Yorumunuz için teşekkürler. Eleştirilerinizi gerçekten dikkate alacağım.
Senoll - 12.07.2007-12:36:07

Kayıp Karga | İletişim | rss takibi

Bohem Mekan 2007-2008 © Tüm Hakları Saklıdır
Programlama : Yaman Tasarım Ve Programlama
Tema dizayn   : Bohem yazar