Şiirleri el altından fotokopi yoluyla yıllarca gezindikten sonra Sel Yayıncılık tarafından 2005 itibariyle kitaplaştırıldı. “Gidiyorum Bu” isimli tek şiir kitabında yer alan biyografisi şöyle:
"Ah Muhsin Ünlü, 1973 yılında İzmit’te doğdu. Altı yaşından itibaren yirmi üç yıl boyunca öğrenci olarak yaşadı. Öğrencilikle ilişiğinin kesilmesinin ardından fotoroman yönetmenliği, düğün müzisyenliği ve ticarî yazarlık yaptı.
22 Haziran 1993 günü akşamı, saat altıya çeyrek kala başladığı şiir çalışmalarına, 4 Eylül 1998 sabahı on biri yirmi geçe son verdi.
Kendisi tekrar şiire başlamak için uygun koşulların oluşmasını ummak istiyor."
Hatırlat da Haziran'ın Sonlarında Çocukluğumu Yakalım
Sen beni öpersen belki de ben Fransız olurum
Şehre inerim bir sinema yağmura çalar
Otomobil icad olunur, Zarifoğlu ölür
Dünyadaki tüm zenciler kırk yaşından büyüktür.
-Senegalliler dahil değil
Sen beni öpersen belki de bulvarlar iltihablanır
Çağdaş coğrafyalarda üretir cesetlerini siyaset bilimi
O vakit bir sufiyi darplarla gebertebilirsin
Hayat bir yanıyla güzeldir canım, sen de güzelsin
-Yoksa seni rahatsız mı ettim?
Sen beni öpersen belki de aşkımız pratik karşılık bulur
Ne ikna edici bir intihar girişimidir şimdi göz göze gelmek
Elbette ata binmek gibidir seni sevmek sevgilim
Elbette gayet rasyoneldir attan atlamak
-Freud diye bir şey yoktur.
Sen beni öpersen belki de ben gangsterleşirim
Belki de şair olurum seni de aldırırım yanıma
Bilesin; göğsümde hangi yöne açmış tek gülsün
Yani ya bu eller öpülür, ya sen öldürülürsün.
-Haydi iç de çay koyayım.
Mıknatıssız Pusula...
ben sana düzenli olarak telefon ediyorum.
adlı bir cengaver olarak telefon ediyorum.
hakiki cinayetler işleniyor görüyorum.
isa görüyor, şeyhim görüyor, ben görüyorum.
ben sana düzenli olarak telefon ediyorum.
yüzyıl şilisinden bir jazz javulcusu inliyor damarlarımda
hiç durmadan kentli mağlup kıyasıya mağrur ve mor
bir çocuğum şimdi pişman olmak için
birbiriyle bağlantılı yüzbinlerce yılım var.
seni sevmem
bu savaşı
kesintiye uğratmaz
ama ordan bakma!
bu, werther'in
leş kanını
gül kılar.
birleşmemiz radikal olacak ben kan vereceğim
otobüsler olacak, trenler, bütün öldürülmüş cumhuriyet şehirleri
saçlarım uzun olacak, bıyıklar, gözlükler, gideceğim
çığlıklarla düzülmüştür aşk şiirleri.
gideceğim en eski öykümde devlet denen şirk yazacağım
göz bebeklerimde kent gördükçe kırılan gıçlar,
ve bir dizeyi haklar gibi terli ellerim
bu çağın açısını dik tutacaklar.
bana bir öpücük verin yoksa galip döneceğim
ufka bir bakın ordum akıp gidecek
elimde çözülecek makina ve cinayet
marşlar yazıp halkımla söyleyeceğim yoksa.
inanmışım kaybetmek esrarıdır olmanın
çıldırmış bir vaşak gibi kaybediyorum.
ipimden kurtulmuşum kaybediyorum.
birleşmiyor ellerimiz haykırıyor trapez
tanklar tank olup geçiyor üstümüzden
helvetius haklı, devlet şaşkın, piyanist kara
memleket sana rağmen ket vururken yarama
şu çıplak çocuk şu büyük türk şairi ben
-ve emir "kun" diyor; doğuruluyorum-
"bu ülke"den daha bıçkın tamlama bilmiyorum.
bana bir öpücük verin yoksa şair öleceğim
ik dildar tohum ekecek sözüme yoksa
ve bir dizenin tan yerini ağartamsıysa
ellerini tutarım ki kudurtucudur.ellerin
bunun için gözlerinin meryem hali sevgilim
gözlerinin meryem hali gerçek yurdumdur
ki zuhrettiğinde ilk formuyla isa yeniden
ağlıyorum, ağlıyorum, ağlıyorumdur.
ben bu çağdan bir kere de şerefimle geçeceğim
lazım gelen gülleri göğsüme gömerek
birleşmemiz radikal olacak ben kan vereceğim
bunu daha çok küçükken bir film de görmüştüm!
ah laikse aşkımız biter elbet bir kış baharyaz günü
gözlerin uçurumlar kaydeder avuçlarıma
bir çınar gövdesini bir hamle daha yarar
üç içbükey komodin silah çeker vurulur
sen gidersin, denklem düşer, ben aşk olduğumu ağlarım
bir kelebek konduğu yerde bir mayın olduğunu anlar.
beynime düşer infilak eder
ben dünyaya karşı durmak ile meşhurum
olma. yokluğun bulunmaman bedenime larcivert lavlar akıtır.
nasıl çekip gitmiş bir şaman
çekip gitmiş, bir şaman değilse en çok
benim gibi sonsuz bir at
hiç koşmuyorken de attır.
biliyorum lir sızmıyor şakaklarımdan
ve yüzümde şeyh çıldırtan yarıklar da yok
annem beni hep çok sevdi, kız gördüm mü ağlıyorum
modern bir alışkanlıktır ölmek, seni doğasıya seviyorum
yeniden dünyaya gelsem yeniden seni severim
ben sana düzenli olarak telefon ediyorum.
adlı bir cengaver olarak telefon ediyorum
hakiki cinayetler işleniyor görüyorum
isa görüyor şeyhim görüyor ben görüyorum
ben sana düzenli olarak telefon ediyorum
mıknatıssız bir pusula olarak.
Muhteşem bir şair bana göre.. Asıl adı Onur Ünlü'dür. Polis Filminin senarist ve yönetmenidir. Ki ben bu filme de bayıldım. Kült bir yapım olacaktır. Aynı Tarantin'onun Pulp Fiction'u gibi..
Görüldüğü gibi kişisel fikirlerimi tanıtım yazısına eklemedim ama madem ki flam yorum yapma gereği duydun bende bir şeyler söyleyeyim.
Muhsin Ünlü bilindiği ve şiirinden anlaşıldığı üzere bir Cahit Zarifoğlu okuyucusu.
Şiirde belirli bir birikim sağlamış bir birey için ve özellikle Cahit Zarifoğlu müptelası bir okuyucu için; bir başka Cahit Zarifoğlu okuyucusu şairin yazdığı şiir onun karnını doyuramaz kanaatindeyim. Daha doğru tabirle asıl şiir okuyucusu için yeterli bir düzeneğe sahip değil Muhsin Ünlü. Asıl şiir okuyucusunu zaman zaman cezbeden dizelere sahip olsada ancak şiir okumaya ve yazmaya heves eden yeni yetmeler için Muhsin Ünlü şiirleri heyacan uyandırabilir. Parlak cümleler, yoğun imgeler vesaire…
Aslında Muhsin Ünlü´nün başarısı da tam olarak burada. Kişisel duygu yoğunluğunu parlak imgelelerle aktarabilme becerisi.. Yani bütünde değil parçalarda aramak gerekiyor onu. Onu şair kılan tarafı belki de bu.
Diğer taraftan duygu yoğunluğu ise lirik söyleme girer ki; şiir için bu da fevriliğe yol açar. Çünkü; “Liriği söyleyen kimse, kendi duygulanışının bilincinden çok, duygu anının bilincindedir.”Bu durumda da Zarifoğlu´nun; Şair, özellikle şiir yazım aşamasında bütünüyle pür dikkat kesilmelidir diye dikkat çektiği noktayı göz ardı etmek anlamına gelir. Aksi takdirde şiirin yapısını baltalar. Zaten “Mıknatıssız Pusula” isimli şiirini ilk okuduğumda gözüme çarpanda yapı yönünden aksaklıklardı.
Parlak cümleler, yoğun imgeler sizin deyimizle popülerlik diye nitelendiriliyor ama Muhsin Ünlü´nün birey olarak duruşunu kısmen bildiğimiz için ona tribüne oynuyor demek haksızlık olur. Ancak bu onun tarzı, üslubu, yöntemi, dili, şiirden anladığıdır diyebilirim.
Saygılar.