Cumartesi günü kalktım; o hiç göremediğin evimde
dolanırken, içimde bir kıpırtı duydum. İster istemez takvime ilişti gözüm.
Sevdiklerimin doğum gününe yakın zamanlarda böyle olurdum çünkü. Takvime
baktım, gün 10 Mart’ı gösteriyordu. Bir an uyku mahmurluğundan anlayamadım.
Sonra 15 Mart uğuldadı kulaklarımda. Birden yığılıverdim olduğum yere...
Seninle vedalaştığım, seni alnından son defa öptüğüm o andan beri, yalnız
kaldığımda yaptığım şeyi yaptım. Kimseyi üzmemek için, hala mı dedirtmemek
için; başbaşa kalmışken kendimle, saklamadım gözyaşlarımı; daha doğrusu
saklayamadım babacığım. Beni izlediğini biliyorum ve yanımda olduğunu da...
Seni üzmemek içinde çırpınsam olmuyor babacığım. Sen kızardın ağlayanlara
biliyorum. Şimdi ben ağlıyorum, tutamıyorum babacığım inan engel olamıyorum.
Ağlamak ne kelime inan daha kötüsünü yaşıyorum. Ne olur kızma bana...
Biz neler geçirmiştik; ne acılar, ne çileler... Ailemiz(sen, annem,
ağabeylerim)nedeniyle hiç yıkılmadık; o acılarla, o hayatın kötü kabuslarıyla
dalga geçer olmuştuk. Şimdi yanımdakilerden biri eksik ve esas şimdi hayat
benimle dalga geçiyor.
Bir sene olacak neredeyse. Her günümü, bu kadar acı olur bir insanın. Her gün
mü saklanacak bir delik, kapalı bir oda arar; ıslak bir yastıkla uyur. Bu ne
büyük acıymış yarabbim.
Kırk gün dediler onu kaybettiğimde. Kırkıncı günü o acı ilk günkü gibi olmaz,
azalır dediler. Başkalarını bilemem ama ben seni özledikçe daha çok acı
çekiyorum. Ne kırkı, aylar geçti. İşime giderken, her otobüse bindiğimde;
bulutlara takılıyor gözüm, seni arıyor ister istemez. Gözlerim doluyor.
Etrafımdakiler gözümün içine bakıyorlar. Utancımdan esniyormuş numarası
yapıyorum ama bıktım artık.
Seni her özlediğimde kaçardım senin yanına. Yedi saat yolmuş vız gelirdi.
Arardım, sesini duyardım. Şimdi aynı numarayı arıyorum ama kimse cevap vermiyor
babacım. Yanına kaçmak istiyorum, adresini değiştirmişsin. Seni çok özledim
babacım çok...Sana şarkı söylemeyi özledim. Gızım deyişini özledim. Yatmadan
önce reçel yiyişini özledim. Sana cacık yapmayı özledim. Seninle tartışmayı
özledim. Çünkü sen bana o desteği ve özgüveni verdin. Demokratik bir aile
ortamı yarattın. Seninle tartışmak bile çok güzeldi.
Senin büyük hayallerini duyup şaşırmayı özledim, babacığım. Büyük hayal kurma
baba derdim. Sen o hayalleri bizim için kurardın değil mi babacığım? Gızın
şimdi anladı, geç anladı babam. O hayalleri bizi daha iyi şartlarda yaşatmak
için kurardın değil mi? Zengin olmak gibi bir kaygı değil, hepimizin
isteklerini yapabilmek adına kurardın biliyorum. O soğuk dükkana bizim için
giderdin, akşama kadar bizim için beklerdin iş olsa da olmasa da...Hepsini
biliyorum babacığım; baba kelimesini doyasıya yaşattığın içinde minnettarım
sana.
Sen gittiğinden beri hayata bakışım çok değişti. Yakın akrabalarımızın,
arkadaşlarımın babalarının vefatlarında çok üzülürdüm ya da tanımadığım bir
kişinin vefatı bile beni çok sarsardı. O anlarda sen, annem gelse de aklıma bir
an düşünür;’ Hayır olmaz öyle şey.’der; bu düşünceyi bir an önce kafamdan
silmek isterdim. Hiç benim başıma gelmeyeceğini düşünmek çok güzel gelirdi
bana. Bu şekilde hiç sen ölmeyecekmişsin gibi bir düşünceye inandırmışım
kendimi.
Bize erken olgunluklar katan sen, bize oturmayı kalkmayı dürüst olmayı öğreten
sen , başkalarının fikirlerine değer vermeyi, ayıbın ne demek olduğunu anlatan,
konuşmadan önce düşünmeyi söyleyen sen, bütün herşeyi bize tek tek işleyen sen,
birşeyi unutmuşsun babacığım. Ben bir gün gidersem, beni bir gün kaybederseniz
şunları yapın diye hiçbirşey söylememişsin, bunları bize öğretmemişsin
babacığım. Seni özlediğimde neler yapacağımı söyleseydin keşke. Bu kadar acı
çeker miydim o zaman.
Bugün senin doğum günün. Sana tişörtler alırdım, doğumgününden bir hafta önce;
cepli severdin. Pek bir yakışırdı, benim esmer babama. Cumartesi yatağımın altından
sana en son aldığım, bir kere giydiğin cepli tişörtünü çıkardım. Canım
babam...Ve yazın, başından çıkarmadığın, denize giderken taktığın şapkanı.
Onları karşıma alıp, sana bir müzik ziyafeti çektim. Duydun değil mi?
Kavaklardan başladım. Kapıldım gidiyorum’a kadar uzandım. Ama en son garibim’i
söylerken yarıda kesmek zorunda kaldım. Okuyamadım babacığım. O şarkıyı iyi
bildiğim halde daha önce farketmemişim.
Garibim , garibim
Yol bilemem
Öksüzüm, sensizim
Ben gülemem...
Babam seni çok seviyorum, beni duyuyorsan görüyorsan tekrar söylemek istiyorum.
Doğum günün kutlu olsun babacığım. Kalbim hep seninle...