Sanki gölgen olmuş,
Sakinleşmeyen kalbimin,
Atan her damarı…
Ruhuma su serpilemez…
Sensizliğime…
Hayal kurduğum anlar yok !
Her anım hayalin…
Özlemine gözyaşlarım…
Gecenin girdabında sönen son sigara,
Saflığıma dair…
Ne güneşin kudreti ne de mutluluğun yakarışları…
Boynumu eğip baktığımda,
Anlamsızlık…
Kaderime dikilmiş mezar taşımsın sen…
Ne kadar basitmiş meğer,
Kör güne koşan süvarilere ‘’Dur !’’ demek…
Yokluğunda öleceğimi bilerek
Seviyorum seni…
Parça parça…
Yorgunluk var üzerimde…
Ateşim fırlamış…
Ellerimde bıraktıkların,
Esen rüzgarın üzerinde,toz parçacıkları…
Cehennemden düşen kor ateşinin
Varlığıma hükmettiği o an…
Ve ancak böyle bir ateş yakabilir beni…
Sen benim cehennemimsin…
Bir saniye,
Bin senelik özlem gibi…
Dayansam,dayansam,dayansam…
Dayanamayabilirim !
Dayanır kapıma,
Zindandan fırlamış,
Paslı zincirler…
Karanlık,gecenin zekatını ödüyor…
Ve korkuyorum basitleşmesinden :
‘’Biz’’in…
Gereğine sadık…
Özlemimi büyütür,
Dar ağacındaki hüzünler…
Bir an önce ölmek istiyorum,
Seni hiç kaybetmemek için…
Yanan ateşin simsiyah korunda,
Gözlerini görebiliyorum...
Ve ancak böyle bir ateş yakabilir beni…
Sen benim cehennemimsin…