
Beklenmedik anlarda yanıp sönen ışıklar gibi gözümü alıyor bu düşünceler, gözümden giren ışık hayatın içine karışmışlığımı amansızca yırtan dalgınlıklara sebep oluyor. Önemsemiyorum artık sözde uyanıklığımdan çalınan bu dakikaları, ışık kesilene dek izliyorum davetsizce gelen her misafirimi. Hiçbir şey bilmediğimi biliyorum ışık hakkında ve esaretimin biteceği günü biliyorum ya da sadece hissediyorum, sonsuzlukta kayboluyor o gün biliyorum...
Yalnızlık manada tek olsa da, hissedişlerin dilsiz dünyasında bir daha asla eskisi kadar yalnız olmayacağımı biliyorum. Bilmem, belki de hissedişlerimi basit kelimelere iliştirdiğim için bu karmaşa ve umurumda da değil! Yağan yağmurlar, düşen yapraklar ya da kışın hâli hazırdaki hüzünlü nefesi hırpalamıyor yalnızlığımı, ufukta kaybolan bir trene el sallayan çocuk misali uğurluyorum onları. Özlemiyorum bile, nasılsa dönecekler defalarca bana ve geldiklerinde onları öylece uğurlayan çocuk bedeninden mahrumsa belki de ben onları hiç uğurlamamışçasına bambaşka bir iklimde bambaşka mevsimlere merhaba diyor olacağım... Umut değil, alelade bir hissediş...
Işıkla beraber kurduğum tek kişilik dünya yoruyor beni, mevsimler veya geçen zaman etkisizliğin hakimiyetinde. Kelimeler ya çok uzuyor ya bir cümlenin bile sonu gelmiyor. Yazmak anlamsız, ayağa kalkmak anlamsız, yeni başlangıçlar anlamsız; yapabilenlere imreniyorum, kurtulduklarını gördükçe buruk bir sevinç duyuyorum ama nafile...
Bu acı yoruyor beni, kırılışlarıma karşılık yeryüzündeki bütün öçlerin anlamsızlığını bilmek dilimi kesip atan bir cani gibi, bu yüzden yakınmamam, kimseden hiçbir şey beklemeden yaşamam...
Kendime saklıyorum bendeki hayalini, sen düşlerimde yalnızca benim bildiğim gibi kalıyorsun. Her gün anımsamadığım yeni bir yazı buluyorum dosyamda, geceden kalma, unutmak için hayli uğraşmışım belli ki ve geceye kadar işe yarar gibi olmuş... Güneş hakimiyetini kendi ışığını yakabilme özgürlüğüne bıraktığında yeniden anımsıyorum yazmayı sevmeyişimin nedenini, geceyle gündüz arasındaki delirten dengesizliği, gecelerden gelen bu ışığı, ağzını elimle örttüğüm her kelimeyi...