Kibir
Seni satıyorlar pazarlarda
Herkesin kendi aklını satın alması gibi
Ne kadar jargon takılsan da
Sesinden tanıyor meraklıların
Sesin metalik
Teorin bitmiyor zamanlarda
Fragmanın noksan ve paramparça
Odandan çıktığın anda
Yüzlerde zavallılığın anlaşılıyor
Koynunda sakladığın
Suçlar ve yalanların
Seni anonim kılıyor
Sana verilen primlerle
Cephaneliğin hiç bitmiyor
Sesin geliyor
Viyana kapılarından
Seni acemilikler sen yapıyor
Sana tapanlarda
Mizahi zekân donuk
Varlığın davul tozu minare gölgesi
Ruhun
Kapındaki yağcıların
İlmeklerinden süzülüyor
Kibir
Kabrine giremiyorsun
Kâhin olmaya gerek yok
Sonunu
Yalıyar diplerinde görmek için
Bunu bile fark edemiyorsun
İftira ve boşboğazlılığınla
Hançerlediğin dostlukların
Kanıyla besleniyorsun
Fiil kök veya gövdelerinin
Zaman ve şekillere göre
Türlü eklerle girdikleri
Kalıba
Dâhil olmayı
Bir harfle kaybederken
Kib(p)ir
Düşsek de
İr’ini
Kendinle baş başa kalacağın o gün
Vasat bir sahil kasabası
Veya bir barakada dahi
Var olamayacağını
Bilemiyorsun