a-
Telaşlı bir bekleyiş
Senin aşkın..
Bir kaçıyor,bir sokuluyorsun;
ruhumdan ruhuma...
Yine de ben senin her şeyinim; biliyorum..
Tüm gelişlerin ve gidişlerin
benim bedenime ait.
-ve gidişlerinin tüm sancıları-
Benim bedenim için doğuruyorsun
tüm güzelliklerini..
ve tüm kaçışların;..
varoluşunun borcu tutkularım için..
Ya gel;
Alışkanlık olmasın :tutamadığım soluklarım..,
Ya susma...
Yüzyıllardır duymadıkları sesin,
Senin üzülen -süzülen- kelebek çığlıkların..
-Kelebek çığlıkları baharda ölür.,
sonbaharda toprağına ağlar...-
Ya da....
Ya da umursama
Herkes gibi,..her şey gibi..;
Gidişlerin yüzünden yaşayamayan kalemim gibi
Boş ver..
Büyüsün diye verdiğin
Tüm gün – eş kollarını çek
Yanağımın sol yanından.
Hayatım gibi seviştiğim,
Doy-um-suz
Ben-liklerimi umursama.
Hayatım gibi;
-yükseliyor bak!-
yaşadığım her sevişme sancısını,
kollarına gömdüğüm bir “ah!” acısını
bahar sonu susan kelebek çığlıklarına borçluyum ben..
Her bahar sonu ölen,
Susuşlardan döllenen,
-hiç konuşamamış susuşlar..-
çocuklarına borçluyum;
kendinden üremiş kısırlığımı..
b-
kendisinden sıkılmış yalnızlığımı..
-bu sözler,
ya da o çocuklar,
bedenimde doğurduğun,
bedenimden doğurduğun tüm
varoluşların,
adı tutku’nun doğum sancılarıdır..
Sancı, yanağımın sol yanını
kemirir hep.. –
Ve sana......
Sana borçluyum,
Milyon sözcüklerimin sana olduğunu bilmeden,
Senin olduğunu bilmeden,
-ben sözcüklerim çünkü-
Gidişlerini borçlu kıldığın
Şu delinin varlığını bilmeden
Beni kendi çoğul
Kendimi türetişlerime
Bıraktığın için.
Ben,
Tüm kendilerimi bile sana borçluyum...