''…bu;
kokunla tüt(s)ül(en)en
kabuğu içinden bağlı
bir kalp yarasıysa…’’
dudaklarımda nazenin bir hava
dokunulmuş ve ağlayacak
bir rüya’nın gözlerinden
ela rengine koşar(ayak)
tınıları kırık harflerin
dökülmüş ellerimden
ve parmak uçlarım
yanıktır benim
derecesiz misalinden
‘’şu’’ kaçıncı sefer
bir üç noktanın
adresine teslim bıraktığım
ve
‘’o’’ hangi zaman
her defasında
zembereğinin kollarından
tutupta kırdığım
kucak dolusu dizelerde
bıçak altı düş’ler
eskimiş bir sevdanın
soluk borusuna
denk düş’er
bu şehrin İstanbul ayyaşlığından
derlenen anonim sürüklenişler
beni
kurşun bir kalemin
ağırlığınca
seni ise;
eslerinin son perdesinden
al-
aşağı iter
.
.
.
29.01'07