"Cezaların en kötüsü, en zararlısı bağışlamaktır: yazılıydı, demir ve köpekli kapının tam üstüne konulmuş tabelada. O vakte değin bağışlamanın büyüklüğüne inandırmaya çalışmışlardı insanları oysa ki, kim bilir bu da yeni bir dindi, cezaevlerine özgü bir din. Ayda bir gün tel kafeslerin ardından görüşülebilirdi. Tel kafesler yırtıcı hayvanlar için kullanılanın iki katı kalınlığında, dörtköşe dokunmuş insan kafesleriydiler ve uzun ve çok köpek bi köpeğin beraberliğinde görüşebilirlerdi insanlar içerdekilerle." Hallaç didikleyen, parçalayan, parçaları birleştirerek yeniden kuran öykülerden oluşan bir ilk kitaptır. Erbil varoluşsal bir söylemle "dil"i lime lime etmiş, sorgulamış, birey olmayı engelleyen her türlü toplumsal baskı türüyle kimi zaman öfke, kimi zaman alayla hesaplaşmıştır. Üstelik günümüzden 40 yıl önce.
(Arka Kapak)
CAN ÖYKÜ ANTOLOJİSİ´nde "Bay Suret" isimli nefis öyküsüyle tanıştım. Hani ilham verici bir şey gibi gelip durdu dilimin ucuna çözmek kısmet olmadı. Hallaç, Leyla Erbil´in ilk kitabı.
Necip Tosun onun hakkında kapsamlı bir yazı hazırlamış, Hallaç ile ilgili kısımlardan biraz alıntılayalım:
İlk öykü kitabı Hallaç'ı tümüyle varoluşçuluğa yaslar. Yenik, boğuntulu, çıkışsız, mutsuz kahramanlar topluma, çevreye başkaldırır. Hep aynı kahramanı anlatır gibidir. Onun kahramanları "yüzyıllardır tek ayak üstüne cezaya kaldırılmış bir öğrenci denli" mutsuz, itilmiş, yalnızdırlar. Git gide içeri kaçar, kendi çekilir ama dışarıdakiler sürekli çoğalır.
Kitabın bir Samuel Beckett alıntısıyla başlaması boşuna değildir: "Hiçbir şey hiç'ten daha gerçekçi değildir." Bunalım öykülerde varoluşçuluktan beslenen bir yalnızlık, cinselliğini yaşayamama, kadınlığını kabul ettirememe olarak dışlaşır. Kitap aynı zamanda dönemin yenilikçi akımlarının cesur bir uygulamasıdır. Erbil, biçimsel, yaratıcı denemelerin en üst sınırlarında dolaşır. Geleneksel öykü anlayışını tümüyle reddeder. Giderek bir anlamı ve bir hikâye kurmayı bile. Bilinçaltının gelgitleriyle oluşturur metinleri. Özne kadın ve onun toplum, çevre içindeki kıstırılmışlığıdır. Freudyen öğretinin ruhsal çözümlemeleri, Beckett'in olayı, tasviri, giderek edebiyatı reddeden anlatı anlayışını âdeta kahramanlar üzerinde "test" eder. Topluma, toplumsal yapıya ağır eleştiriler getirir. Ama bu eleştirinin kaynağı sınıfsal değil bireysel, kişisel varoluş sorunlarıdır. Özellikle insan ilişkilerindeki ikiyüzlülüğü, açmazı işler. Despotizm, erkeksi yapı içindeki kadın mutluluğu olanaksızdır. Bu ilk kitaptaki tutum nedeniyle bireyci olarak nitelenecek, toplumcu sanata, sınıfsal çelişkilere ilgisizliği eleştirilecektir.
Onun Türk öykücülüğündeki en ayrıksı yanı denediği biçimsel yapılar ve Türkçe kullanımındaki muhalif tutumudur. O öykülerini bildik, alışılageldik yapıların dışında kurar. Beckett, Kafka, Joyce, Faulkner, Woolf tonları farklı olsa da biçim anlamında takipçisi olduğu yazarlar olur. Biçimsel anlamda bu yazarlara sadıkken, tematik açıdan da Marx, Freud, zaman zaman Dostoyevski'yi değerlendirir.
İÇMONOLOG VE BİLİNÇ AKIŞI en çok denediği biçimsel yapılar olur. Bu arada ironi ve kara mizah da sevdiği anlatım tarzlarındandır. Bilinçlenmiş kadının cinselliği tersinden bir güç olarak erkeklere karşı kullanmasını kara mizahla dışlaştırır. Buna bir öç alma yöntemi olarak da bakılabilir. Kara mizah, bu erkeksi düzeni kavrayamamış kadın kahramanı hicvetme aracı olarak kullanılır.
Kimi öykülerde de gerçeküstü, simgesel anlatımı tercih eder. Bunlardan en başarılısı "Vapur" öyküsüdür. Ama mektup biçimi hiç şüphesiz en sevdiği anlatım biçimidir. ("Çekmece", "Tanrı").
Leyla Erbil- Hallaç
YKY- Öykü- 104 Sayfa
Yazar hakkında:
Leyla Erbil, 1931 İstanbul doğumlu.Orta sınıf ailenin üç kız kardeşten ortancası. İlk, orta ve liseyi İstanbul okullarında okudu. İstanbul Üniversitesi'nde İngiliz Edebiyatı bölümünde eğitim gördü.Son sınıfta ayrıldı. Çeşitli işlerde çalıştı. Evlenerek bir süre Ankara ve İzmir'de oturdu. 1961 de İstanbul'a döndü. Halen İstanbul'da yaşıyor. Evli ve bir kızı var.( Fatoş Erbil-Pınar.)
Yazarlığa hikayeyle başladı. İlk yayınlanan hikayesi Uğraşsız'dır;(Seçilmiş Hikayeler Dergisi, 1956Ankara) Giderek Dost, Yeni Ufuklar, Yeditepe, Ataç, Papirus, Yelken vb...Edebiyat Dergilerinde yazı ve hikayeri göründü. Erbil, kendinden önce yerleşmiş olan yazın akımlarına bağlı kalmadı; roman, hikaye ve düz yazı metinlerinde 'Ortodoks Marx'çıların karşısında yer almasıyla tanındı. Psikanilizin özgürleştirici yöntemlerinden yararlanarak, dinin, ailenin, okulun, toplumsalın ürettiği tabularla dolu ideolojilere karşı 1956'da başlayan mücadelesini dilin oturmuş kelime hazinesi ve söz dizimi kuralarını değiştirme çabasıyla sürdürdü.Yeni bir biçim ve biçem geliştirdi. Başlıca düşünce kaynakları Marx ve Freud olarak belirtildi.
Kitapları:
Öykü
Hallaç (1961)
Gecede (1968)
Eski Sevgili (1977)
Roman
Tuhaf Bir Kadın (1971)
Karanlığın Günü (1985)
Mektup Aşkları (1988)
Cüce (2001)
Üç Başlı Ejderha (2005)
Diğer Eserleri
Tezer Özlü'den Leylâ Erbil'e Mektuplar (1995)
Düşler Öyküler (1997)
Zihin Kuşları (1998)