Bu yılın ilk dört ayındaki kitap satışlarında, yayınevleri arasında farklı sonuçlar veren, yüzde 35'e varan düşüşler söz konusu.
Yayıncılık sektörü için bazı aylar iyi, bazı aylar kötüdür. Yaz aylarında kitap ve dergi satışları düşer, sonbahar ve kış aylarında artar. En kötü aylar temmuz ve ağustos; en iyi aylar da ekim ile mart arasındaki altı aydır. Yaz aylarında uykuya yatıp tembellik eden okur, demek ki hava serinlemeye başlayıp kış soğuğu kapıyı çalınca kendine kapanıp okumaya başlar. On yıllardır bu böyle gidip şimdiki zamanlara dek gelmiştir.
Şimdiki zamanlar: geçmiş özlemini depreştirmeyelim, ama şimdiki zamanlar kırk yıllık alışkanlıkları tam anlamıyla bozdu bozacak. Bundan önce Şubat 2001 Krizi ekonominin lastiğini patlattığı zaman kitap sektörü de sarsılmış, zincir kitabevleri yayıncıların alacaklarını ödememiş, alacaklarını alamayan yayınevleri bir daha onarılamamış yaralar almış, küçük dağıtıcıların bazıları batmış, kitap satışları adamakıllı düşmüştü.
Asıl kriz 2008'de geldi
Meğer asıl kriz o değilmiş. 2006 yılı, ilan edilmemiş bir kriz cenderesine yayıncılık sektörünü de öylesine sıkıştırdı ki, kitap satışları genel bir kabule göre yüzde 50 dolayında düştü. Yayıncılık dünyası gerçek bir sektör olamadığı için, kesin rakamları bilmek olanaksız, ama neredeyse yarıya düşen satışlar belki yayınevlerini temelinden sarsamadı, ama işin tadı tuzu da kaçtı.
Yayıncılar olarak 2006'da, "Hiç bu yılki kadar kötü olmamıştı..." demiştik ki, 2007 yılının ilk altı ayı 2006'dan da kötü geçti. 2008'de toparlanma bekleniyordu, ama geçen ayların yerinde saymasını ne kadar isterdik. Bu yılın Ocak ayında ciddi bir olumsuzluk belirtisi yoktu, ama Şubat ayıyla birlikte öylesine keskin bir dönüş yaşandı ve kitap satışları öylesine büyük bir hızla aşağı düşmeye başladı ki, Mart, Nisan gibi ümit vermesi gereken aylarda bu düşüş hızı uçurumun dibine yayıncılık sektörünü çaktı çakacak.
Bu 2008 gerçekten farklı yaşanıyor. Bu kez yayıncılık dünyası gerçek bir ekonomik kriz tehlikesiyle karşı karşıya ve bunun sonunda ciddi kayıplarımız olabilir.
Notos Kitap küçücük bir yayınevi, şu ana dek on yedi kitabı yayımlandı, NotosÖykü'nün de 10. sayısı çıkma üzere. Büyük yayınevlerinin satışları Notos Kitap'ın yaklaşık 100 katı. Nisan ayında Notos Kitap'ın sattığı kitapların 10 katı iade olarak geri döndü. Demek 1 kitap satarken 10 kitap iade edildi. Tümüne bakıldığında da, yeni basılan bir kitabın toplam satışı kadar kayıp yaşandı ki, büyük ölçekli bir yayınevinde bunun ciddi sonuçları olabilir.
Notos Kitap gibi çok küçük ölçekli bir birimin sayısal göstergeleri genelleştirilemez elbette. Gelin görün ki, öteki yayınevlerinin, yüzlerce yayınevinin kitaplarını bir arada bulundurup dağıtan kitap dağıtıcılarının satışları da krizi gösteriyor. Bu yılın ilk dört ayındaki kitap satışlarında, yayınevleri arasında farklı sonuçlar veren, yüzde 35'e varan düşüşler söz konusu. Bunu da genelleştirmekten korkarım, ama hiç kuşkunuz olmasın ki, bizim kültür yayıncıları dediğimiz, sizin de aklınıza ilk gelen yayınevlerinin satışları hemen hemen bu düzeyde seyrediyor. Sektörün oksijen pompaları arasında kitabevleri var ve Ankara'da önemli bir kitabevi kapandı, gene önemli bir kitabevi küçülme kararı aldı, İstanbul'da da benzer endişeler şiddetle yaşanıyor.
Nedenleri nedir?
Kitap satışlarında zaman zaman görülen düşüşlerin nedenlerini bilene pek rastlanmaz. Söylenenlere bakılırsa, kitap satışları yağmurdan da etkilenir, kardan da, sıcaktan da soğuktan da, seçim öncesinden de etkilenir sınav öncesinden de, siyasal gerilim ve ekonomik sorunlardan da elbette, demek aile içindeki geçimsizliklerden de etkileniyordur...
Gene de bunca yıldır şunu anlayamadım: Kitap satışları siyasal gerilimden niçin bu denrli etkilenir? Farklı siyasal odaklar arasında bir çatışma varsa, merak da uyanmaz, dolayısıyla araştırmaya, okumaya ilgi artmaz mı? Olmuyor işte.
Çözüm nerede?
Nedenleri ne olursa olsun, bu krizden çıkış yollarını araştırmamız gerekiyor. Sanırım hedefleri küçültmekte yarar var. kitap yayıncılığında üretimin durdurulması ölümdür, ama yavaşlatılabilir. Daha da akıllıcası, yayımlanan kitap çeşidini çok az azaltıp, baskı sayısını çok düşürmek en akıllıca yöntemlerden biri sayılır.
Sözgelimi, ayda 10 kitap yayımlayan bir yayınevinin bu sayıyı 7'ye çekmesi akılcı olabilir; ama daha önemlisi, kitapların baskı adedini sözgelimi 2000'den 1000'e, 1000'den 600'e düşürmek!
Büyük yayınevleri bu hesabı daha iyi yapacaktır, ama benim bildiğim hesaplar bu yolun hem çarkın dönüş hızını ayarlayacağını, hem de stok yükünü çok aza indireceğini gösteriyor. İvedi önlemler bunlar, dahası da elbette olmalı...
Kaynak: Semih Gümüş/ www.notoskitap.blogspot.com