daha derin
daha önce
soğan zarından
daha ince.
ismin savunmasız halinde
yere
ilk
düşüp dağılan
yoklarca
eften püften
ondan bundan
mülkiyeti aidiyetsiz
kurak sebeplerden
ince daha.
gece dairliği olmaksızın
gündüz mavili tuğla
duvarlarında.
belimi büken
mazinin
önce topuklarımdan
sonra
sağanak aklımdan
dökülesi avuçlarında.
daha ince
ince daha.
pus lisanlı tanışıklıklar
galibiyet her
her mağlubiyet
arası
daha
ince.
kıvrımın anlama
anlamın
saklı ve paklı
ve uçucu
ve kurşuni
zannına.
ifşa ettiğim
boynu kıldan
ince
ince daha
öznesi hayat mahlaslı
kırgınlar ulusunda.
çocukluğun
buklelerine sarılan
kumru ağızlı
öpücüğünden mesela
daha ince.
çamurun sokakta
göğün kaldırımla
açık seçik
bağıra çağıra
anımsattığında.
elma ile portakalı
birbirinden ayrıştıran
huzursuzlukta.
mutluluğun
mutsuzluk uykusundan
sıçrayışında.
ince daha
salıverdiğim bu buyruğumsu
bu salaş
bu ihtiyatsız
bu kalabalık
kelebek patikalarından
daha ince.
kapı ile menteşenin
ıstırap yanlısı
körpe bakışlarından
kirpiklerinin
kadife perdeli
odalarına
kilitli
şiirlerinin
kaypak
hazin
ücra mezarından
daha ince
ince daha.