( bir telaşa düşmüş yaşıyorduk bir haftalık ömrümüz varmışçasına.
telaşımızın içini dolduranlarsa, bizim boşalttıklarımızdı.
çağlar boyu sorguladık, hiç olduk, çok olduk, tanrı(ça) olduk, kullaştık. cellatların kıllı ellerinde boynumuzu giyotinlere verdik.
orta yere saçılmış başlarımızı topladık. babasız çocuklar doğurduk piç dedik. tanrı baba ile doğanlara yakardık. ateşi armağan edenlere inat dünyayı yaktık, yaktıklarımızla ayıplandık.
tanrılar yaratıp, yalanlarımıza tapındık.)
****
- özlüyorum.
; ben de!
öylesi ki, hiç bir "de" ye sığmaz.
üstelik, tüm "de" lerim dahi anlamında.
- dahiliği, görebilmelerinden midir "de" lerinin?..
; beni dahil etmelisin yanışlara. geçiştirilmiş yan(ık)lara kurban etmemelisin.
- "de" lerin özetliyor.
; özeti olmamalı halbuki. hiç bir sözcükle özetlenemez "de" lere gebeyim. doğurmalarımsa hep yarım.
özeti olmamalı...
her satırını okurken delik'lerin ardına eklenmiş deşikler gibi
anlamını yitirmeli.
- özlüyorum...
; öz'üme sinmiş olmandandır belki.
- yahut çok sevmelerim.
; hangi çokla sınırlandırabilirim "de" lerimi.
...
- bu geliş sana olmalıydı.
; geçiştirmelerden arınmış bir iç geçiş olmalıyıdı.
- bir ev kaç cezaya denk düşer?
; sana cezalar vermeliyim.
bu yorgan o kadar yumuşak değil.
üstümü örtecek kadar kaburgan var mı?
- kaburgamın altın parçası bir sancım var.
; kaç altın parçalasam, bir kaburga acısını eşler?
beni kaburgandan yaratsana.
- yaratmak insana mahsus.
; ve biz seviyoruz yaratılanı, yaratandan ötürü...
***
( geçiştirmelere sığmayan yüzlerde, kendinden geçişler biriktirdik. dumansızdık. zerre girmedi damarlarımıza bilinç düşmanları. bir damladık süt diye göğüsten, bir damlaydık süte rağmen.)