Yolunu kerteriz defterlerine kaydetmiş bir kaptan kendini karaya çıkarır elbet...
Zaman! Yediğin dehlizlerden arta kalan ne varsa gölgesini sürgüne yollayabilirsin. Aksi suya düşmüş, geç kalınmış yıllarımdı sindirdiğin. Mahalle araları, düş kıvrımları...
Gecikmiş zamanlardan geliyorum, karaya vurdum... kalktım, yürüdüm, sarhoştum.
Taş sokaklar ölüm sessizliğinde tütün kokusu satarken, çırpınma boşuna hırçın deniz!
Senin kokunu bir tek balıklar seviyor... Notaları eşliğinde bir Deniz türküsünün, küfrederek tüm intiharlara...
Höyküren dalgalarını salma üstüme, ben o kıyılara geldiğimden beri, Tanrı meleklerini geri çekti üstümden. Artık, köpüğün beni aklayamaz gözlerimden! Ellerimde kara bulutlar, her damlada seni çoğaltıyorum. Ama sen boşuna çırpınma! Sığınaklarım senden çok uzakta...
Fısıltılar... Hiç masum yanı yok çatlamış aynaların! Ardındaki karanlığı yangın yerine çevirme telaşındasın zaman! Sesini çek kulaklarımdan, yüzümle arama fırtına sokma...
Fısıltılarını kapıya bırak, terk et yalanlarımı!
Kendi kelimelerimi kendim asarım darağacına,
Sırf bu yüzden kızıl karanfillerimi sığdıramazsın koynuna...
Duvarlarım hıçkırıklarını, camlarım sırlarını sileli çok oldu.
Öte'sine sen geçemezsin.
Öz. 16.03.08