ÇAĞRIŞIMA YASLANAN ÖYKÜLER
SON YILLARDA daha sık rastlanan bir eğilim var: Öykücüler, içindeki öyküler kendi başlarına birer öykü olan, ama bir araya geldiklerinde de belli belirsiz bir bütünlük oluşturan öykü kitapları hazırlıyor. Seyit Göktepe´nin üçüncü öykü kitabı ´Ben Ol da Gör´ de bunlardan. Hatta bu kitaptaki bütünlük için ´belli belirsiz´ yerine, ´apaçık´da diyebiliriz. Daha kitabın tamamını okumadan birkaç öyküden sonra öykülerin aynı öykü kişisinin ağzından anlatıldığı açıklık kazanıyor. Mekanların benzerliğinden ya da olayların ardışıklığından önce, öykü anlatıcılarının duyarlılıklarındaki ortaklık bunun nedeni şöyle bir genel çerçeve, sanırım, Ben Ol da Gör´deki öykülerin kuşatmak için çok yanlış olmaz: Aynı öykü kişisinin/ anlatıcısının yaşadığı kimi olayların, ya da kimi deneyimlerin onun iç dünyasında yarattığı izdüşümlerinden oluşuyor öyküler. Kuşkusuz bu çerçeve pek çok öykücü için geçerlidir; Göktepe´nin öykülerinin kendine özgü yanı bu izdüşümlerin öyküleştirirken yoğun biçimde çağrışıma yaslanmasında. Göktepe´nin öykülerinde farklı olay ya da deneyimler çocukluktan yetişkinliğe uzanan geniş bir zaman dilimi içerisinde açık ya da örtülü çağrışımlarla birbirini sıklıkla çağırıyor. Bu nedenle, bir öyküde esas olarak tek bir olayı ya da deneyimi anlatsa bile Seyit Göktepe´nin öykülerini kurgularken zamanı eğip büktüğünü, bir duygunun bir başka benzerini hafızanın derinliklerinden çıkarttığını böylelikle öykülerin kurgusunda dağınıklık yaratmaktan çekinmeden belirli bir duyguyu olabildiğince yoğun bir biçimde aktarmaya çalıştığını söyleyebiliriz. İnsan ister istemez yazarı yazmaya itenin de bu duygunun yoğunluğu olduğunu düşünüyor.
Kitabın ilk öyküsü ´Savrulan´ öbür öykülerde de göreceğimiz bu yapının en çarpıcı ve en yoğun örneği. İkinci yeni şiirin andıran bir yanı var Seyit Göktepe´nin öykülerinin. Kimi cümleler sözden önce ses olarak çekiyor. Okuyanın dikkatini. Bu seste ´İkinci Yeni´nin kimi özelliklerini, cümle yapılarındaki tekrarları vesaire işitmek mümkün. ´Savrulandan bir örnek:
"Bir güvercin, sözgelimi, bir omzumdan kalkıp bir omzuma konuyor."
(...)
"Ben dışarı da ağaçlar görüyorum. Parklarda salıncaklar görüyorum. Pencere buğularında balkonlar görüyorum."
Öykülerdeki bu şiirsel sesin ötesinde, Göktepe nin metinlerini çağrışımlara yaslanıyor olmasından da ´İkinci Yeni´yi çağrıştıran bir yan var. İkinci Yeni şiiri hakkında Mahmut Temizyürek´in şu saptamalarını, daha düşük bir titretişimde de olsa -ne de olsa şiir değil öykü bu-, ´Savrulan´da ve Göktepe´nin kimi öykülerinde görmekteyiz: "İmgeyi alabildiğine özgür kılacak nitelikte çağrışım gücüne yaslanmak şeyler, kavramlar arasındaki anlam bağlarının nedensellik üzerine kurmamak. Uzak çağrışımlar ile somut olanı yan yana getirmek konusunda bilinçli, özellikle yeğlenmiş bin savrukluk" (Boşluktan Doğan/ Kanat Kitap 2007)
Göktepe nin öykülerini kurgusunda da bilinçli bir savrukluk bulunduğu söylenebilir. Yada imgenin, sesin, şiirselliğin kimi zaman anlamın önüne geçtiği.
Bunların yanı sıra Ben Ol da Gör´deki öyküleri kuşatan ortak bir anlam dünyası da mevcut. Birey olmanın sancıları hemen her öyküde ortak bir izlek, Göktepe öykülerinde bireyin başkalarıyla çatıştığı noktaları yanında kendisiyle çatıştığı anlarında izini sürmekten çekinmiyor. Öykülerin kurgusundaki savrukluk böylesi çatışkıların yansıması olarak da değerlendirebilir. Başkasıyla çatışırken başkasında kendisini yansımasını da gören bireyin iç dünyasındaki gelgitlerden söz edilebilir bu noktada.
Bir yanıyla da ´yetişme´ öyküleri Göktepe´nin öyküleri, çocukluğun ilk gençliğin sancıları iç içe geçiyor bu öykülerde. Dışarısıyla, başkasıyla tanışmak kaçınılmaz biçimde çatışmayı da getiriyor yetişmekte olana. Bocalamanın asıl, gerisinin teferruat olduğu yaşlar bunlar. Hele ki yaşamayı öğrenirken ölümünde ne olduğunu anlamaya çalışıyorsa -Göktepe´nin öykü kişisi gibi.
Yetişmekte, kendini bulmakta/ kurmakta olan bireyi ezmeye çalışanlar; öğretmenler, komutanlar, müdürler ayrıca dikkat çekiyor. ´Ben Ol da Gör´ deki öykülerde yetişmek büyümek bir anlamda da kötüyle karşılaşmak değil mi? Kötünün modern dünyada aldığı biçim de iktidar. Öykü kişisi bütün bunların saçmalığının farkında, toplumun geneli gibi. ´Ben daha güçlü olmalıyım o zaman´ demek yerine sancıları sızıları, ağrıları göze alıyor, güçlünün haksızlığına kendi iç dünyasından yazdıklarıyla, düşledikleriyle, hatırladıklarıyla direnmeye çalışıyor.
Seyit Göktepe- Ben Ol da Gör, 2008
Yapı Kredi Yayınları
134 Sayfa
Yazar Hakkında:
Seyit Göktepe (1983, Sivas) İstanbul Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Kamu Yönetimi Bölümü öğrencisi. Öyküleriyle Uç, E, E 2000 Öykü Seçkisi ve Varlık'ta göründü. İlk öykü kitabı Defter ve Çikolata 2004'te yayımlandı.
Kaynak: Behçet Çelik- Nisan- Mayıs 2008/ NotosÖykü.