Yaşar Kemal- Kuşlarda Gitti, 1978
‘Kuşlar da Gitti' Yaşar Kemal'in küçük oylumlu romanlarından. İstanbul'un çürüyüp bozuluşunu, çocukların kendi dünyaları ve günlük hayatla kurdukları ilişkinin penceresinden anlatıyor. Sokakları mesken tutan çocuklar, tuzak kurup yakaladıkları kuşları cami, kilise ve sinagog kapılarında satarken, kuşların zamanla azaldığını görürler, satamadıkları kuşları yemeye başlarlar. Artık insanlar da, zaman da değişmiştir. Yalın dili göz önünde tutularak okunmalı. Toplumsal bir değişimin yol açtığı insani kayıpların çocukların gözünden dolaylı bir anlatımı bir romanı kurgulama biçimini örnekliyor.
"Saklanacak, tekrar tekrar okunacak, üstünde günlerce düşünerek bütün zamanların, bütün ülkelerin en güzel edebiyat yapıtlarının yanına konacak bir kitap."
- Jeremy Brooks
Nahit Sırrı Örik- Sultan Hamid Düşerken, 1947
"Sultan Hamid Düşerken" tarihsel roman türünün edebiyatımızdaki başyapıtlarındandır. Nahid Sırrı Örik bu en önemli romanında ne ideolojik tarih anlayışına kapılmış ne de tarihsel gerçek ile yazınsal gerçeği birbirine karıştırmıştır. Tarihsel gerçekliğin ve Abdülhamid gibi çok soyut bir imgenin nasıl yazınsallaştırılabileceğini görmek için okunması gereken romanlardan.
"Nahit Sırı Örik´in gönlü de kafası da Sultan Hamid´den yana. Ne var ki Balzac´ın kralcı oluşu toplumsal gerçekliği nesnel gelişmesi içinde vermesine nasıl engel olmamışsa Nahit Sırrı´nın Sultan Hamid´den yana olması da toplumumuzun belirli bir tarihsel kesitini bütün gerçekliğiyle yansıtmasına engel olmamış.
-Fethi Naci
Sevgi Soysal- Şafak, 1975
Edebiyatımızdaki sıcak siyasal dönemleri anlatın romanların azlığından yakınılır. Şafak, 12 Mart dönemini anlatan en başarılı romanlar arasında ilk akla gelenlerden, siyasal romanın edebiyatımızdaki en yetkin örneklerindendir.Üstelik Sevgi Soysal´ın zekice yazılmış, ironisini dramatik durumlarla birleştirdiği, kişilerini serinkanlı duruşuyla tam oldukları yerde yakalayan bir roman. Anlatım biçimi, kurgusu, roman tekniğiyle usta işi. Siyasal anların nasıl yazılacağını görmek için parlak bir örnek.
"Şafak´ın iki önemli yanı var. İlki, 12 Mart gibi sıcak bir dönemin, öncesi ve yaşanan anlarıyla edebiyata yoğunlaştırılmış biçimde nasıl yansıtabileceğini, büyük bir başarıyla içselleştirebilmiş olması. İkincisi de, o dönemin içinden çıkan bireyleri kişilik ve kimlik sorunlarıyla birlikte yaratıcı biçimde yansıtabilmesi"
- Semih Gümüş
Adalet Ağaoğlu- Bir Düğün Gecesi, 1979
Bir Düğün Gecesi, Adalet Ağaoğlu´nun "Dar Zamanlar" üçlemesinin ikinci ayağı. Yayımlandığı yıllarda gördüğü büyük ilginin nedeni; Adalet Ağaoğlu´nun roman sanatımıza getirdiği yeni anlatım biçimleri ve 12 Mart dönemini bir düğün gecesinin neredeyse tümü de birbirinden farklı kişileri arasındaki gerilime dayanarak anlatma ustalığıydı.
Aysel kişiliğinde bir roman kahramanını unutulmaz oluşunun nedenlerini arayarak okura yol gösterici olabilir. Birbirinden farklı kesimlerden gelen kişilerin bulundukları kesimlere uygunluğunun nasıl yazınsallaştırıldığını görmek için az bulunur romanlardandır ´Bir Düğün Gecesi.´
Demir Özlü- Bir Uzun Sonbahar, 1976
Demir Özlü önce öykücü sayılır, ama onun bir düşüncenin ışığında yazılan romanları da atlanamaz. İlk romanı ´Bir Uzun Sonbahar´, 1960´lardan sonraki aydın kimliğini çeşitli toplumsal konumlar içinde anlatırken bir dönemi de yansıtır. Siyasal değişiklikler, 12 Mart öncesinin gelişmeleri...
Bir dönemin, insanların kişiliklerini nasıl belirleyebilir... Kadın ile erkek arasındaki ilişki bu romanda da Demir Özlü´nin tükenmez konusudur. Sanki kendi hayatını yazar gibidir anlatım biçimi. Pek çok öyküsünde olduğu gibi ´Bir Uzun Sonbahar´, kısa tümcelerden oluşan yalın, yoğun tümce yapısıyla da tipik bir Demir Özlü anlatısı.
Sabahattin Ali- İçimizdeki Şeytan, 1940
Sabahattin Ali öykücülüğümüzün geleneksel çizgisiyle modernizmi arasındaki önemli köprülerden. Belki daha önemlisi, onun aydın bir yazar olması.
´İçimizdeki Şeytan´, çarpıcı kişiliklerin roman içindeki yazınsal oluşumunu görmek için en uygun seçim görünüyor. İnsanın içinde bulunduğu çıkmazdan kurtulma çabası hep karmaşık dünyasındaki şeytanla hesaplaşması biçiminde sürer. Gerçekle yüzleşmemek, kaçış, herkesin içinde yaşayan şeytanıyla hesaplaşması. İnsanı olduğu yerde kıstıran toplumsal çevrenin sözde yetişmiş insanları bile ne hallere düşüreceğini görmek, insancıl değerlerde açılmış bir yara gibi görünür. Yaratma eylemi sırasında her satırı ders gibi okunup çalışacak bir roman okumak için ´İçimizdeki Şeytan´ en uygun seçimler arasında.
Ferit Edgü- O/ Hakkari´de Bir Mevsim, 1977
Yazmaya başlarken ilk okunacak yazarlara arasındadır Ferit Edgü. Türkçe´yi kullanış biçimi, dilindeki yalınlıkla çoğul anlamın yüksek düzeyde bireşimi, bir şey söylemiyormuş gibi görünürken aslında iç acılarını, insan sorunlarını anlatması örnek alınabilir. O/ Hakkari´de Bir Mevsim doğu´yu anlatıyor. Doğu nasıl etkileyici biçimde anlatılabilirse...
"O´yu sadece gerçekçi bir roman saymak yetmez, gerçeğin inanılmaz bir düşe dönüştüğü, şaşırtıcı bir öyküdür bu. Ferit Edgü´nun gerçek bir yaşamı, bir roman yaşamına çevirmesindeki beceriye hayran oldum. O, gözlem gücünü anlatı ustalığından alıyor."
- Melih Cevdet Anday
Yusuf Atılgan- Aylak Adam, 1959
´Ayak Adam´ roman sanatımızdaki yenilikçi, modernist dönüşümün en önemli örneklerinden. Bir yeni zaman kahramanı olan C. Çevresinde örülmüş; sıradanlığa, kalabalığın parçası olmaya karşı çıkan, aykırı bir kişiliğin büyük bir romanı. Başlangıçta tepkiyle karşılanan bütün yenilikçi yapıtlar gibi, ´Aylak Adam´da yadırgandı, ama neden sonra sıra dışı bir romanla karşı karşıya kalındığı anlaşıldı. Her şeye karşı, aykırı bir kahraman nasıl anlatılır? Sonunda ümitsizlik varsa... Bir kez okunmakla yetinilemeyecek romanlardan.
"Atılgan, romanını her cümlesi üzerinde sabırla çalışmış, belli, her cümle, güzel bir şiirdeki sözcükler gibi, yerle yerine oturmuş. Bilinçli bir dil çabası var. Üstelik Üslubu var."
- Fethi Naci
İhsan Oktay Anar- Puslu Kıtalar Atlası, 1995
´Puslu Kıtalar Atlası´ yayımlandığında nasıl değerlendirileceği tam anlaşılamadı. Edebiyatımızda daha önce bir benzerinin bulunmadığı bu gerçekten sıra dışı romanın nereye konacağı bilinemedi. Genç yazar adayı, yaratıcılığın sınırlarının nasıl kaldırılabileceğini görmek için inceleyebilir bu romanı. Postmodern roman anlayışının yapımbiçimlerine uygunluğu kuşkusuz. Ama yazarın modern bir roman yazmak için yola çıktığı söylenemez.
İhsan Oktay Anar 1980´lerden sonraki kuşağın en önemli yaratıcılarından. Yazdığı romanlar düpedüz yeni bir alan açtı. Daha önce bilinmeyen bir ada keşfedilmiş oldu. Üstelik romana benzemeyen bir karşı- roman ´Puslu Kıtalar Atlası.´ Şaşırtıcı kurgusu ve içerdiği oyunlarla merakla okumamak neredeyse olanaksız.
Hasan Ali Toptaş- Gölgesizler, 1995
Hasan Ali Toptaş´ın romanları, alışılmış anlatım biçimlerinden başka edebiyatın nerede aranabileceğini gösterir. Gene de, onun romanlarının okunmaya nereden başlanacağı sorusunun karşılığını bulmak kolay değil. Son romanları okuru hazırlıksız yakalayabilir. Dolayısıyla ´Gölgesizler´ doğru bir başlangıç sayılır. Köy atmosferi içinde, düş ile gerçek arasında kalan insanlar; belli bir ritim ve şiir biçiminin de özellikleriyle yazılmış bir dil... Roman sanatı yeni kuşaklarda geleneksel anlatım biçimlerinden nerelerde ayrılıyor? Düşünerek okumak için yerinde bir seçim.
Kaynak: Nisan- Mayıs 2008, NotosÖykü.