Dili ve anlatımı ne olursa olsun, diyalogları içselleştiren ve perspektif bir yaklaşımla estetik formasyonlara karşı bütün bilinegelen yapıyı yıkan bu insan, Tanrı ile sizin aranızda olmaktan çok, egemen hikayecisi zihnini kullanıp, kulağınızın kapısına kadar yaşamın bütün melodilerini bırakıp sessizce duyum mahallinden ayrılmayı tercih etmiştir. Bu seçim, sizi de, onu da yaşama karşı özgürlüğün kahramanı yapar. Tanrı bütün uğultuların sesini kısar ve bu güzel melodiyi dinler / dinletir.
Duyduğunuz ses kadife bir atmosferi üstünüzden, hınç ve intikam duygusunu magmadan, inançlarınızı ve tecavüzleri bile kabullenmeye hazır güçsüzlüğünüzü damarlarınızın halkalarından çekip alır. Size ise, genel mizansen içinde yakaladığınız bu huzurun peşinden gitmek kalır ki, eğer kâhin değilseniz ve Tanrı’nın sadece varolduğuyla yetinebilen sığmacı yapılar üzerinde yaşamaktasanız, Belgin hanımı asla anlayamazsınız.
Onun adını ben bilmiyorum. Ama bildiklerim ona belgin dememi söylüyor. O benim belginim, sizin de Matruşkanız olabilir.