
Genel yayın yönetmenliğini Semih Gümüş'ün yaptığı NotosÖykü iki ayda bir yayımlanır.
Nisan- Mayıs 2008 tarihli 9. sayısıyla yayınına devam edecek. NotosÖykü'nün yayımladığı ürünler arasında öykünün tuttuğu yer yüzde 50-55. Bu da 144 sayfalık dergi de yaklaşık 72 sayfaya tekabül ediyor. Geri kalan bölümü; haberler, söyleşiler, yazılar, ayın konuları, atölye ve forum sayfaları ile bazı özel bölümler oluşturuyor.
NotosÖykü bir edebiyat ve kültür dergisi, ama adı üstünde, ağırlıkla da bir öykü dergisi. Ona bu niteliği verirken çıkış noktaları şunlar:
- AdamÖykü'nün on yılda kurduğu binanın terk edildikten sonra da sapasağlam ayakta duruşu, dolayısıyla doldurulmayı bekleyen bir boşluğun varlığı.
- Öykücülüğümüzün aynı dönemde birçok öykü dergisinin bir arada yayımlanabilmesini sağlayan gizilgücü.
- Öykü yazarları ile okurlarının yarattığı canlı ortamın verdiği güvence.
- Dergi okurlarının düzenli olarak aldıkları dergilerde okumaktan hoşlandıkları ürünlerin başında öykünün geldiğinin belli olması.
NotosÖykü´nün genç okur ve yazar ile arasını hoş tutacak ilişki biçimleri var.
Birincisi:
"Bu resmin öyküsünü yazar mısınız?" başlıklı bir köşesi var. Her ay bir resim sunuluyor. Ve yazar adaylarından bu resmi referans alarak 400*900 kelime olması koşuluyla bir öykü yazmaları isteniyor.
Seçilen öykü NotosÖykü'nün bir sonraki sayısında yayınlanıyor ve öykü yazarı da bir yıllık NotosÖykü aboneliği ve Notos Kitap'tan kitap armağanı almağa hak kazanıyor.
İkincisi:
"Atölye Çalışmaları." Atölye´de her sayı yaklaşık 25-30 yazarın gönderdiği öyküler değerlendiriliyor. Üstelik bu bölümde öyküler üstüne yapılan birer paragraflık değerlendirmelerin niteliği, neredeyse kısa bir eleştiri yazısına eşdeğerde.
Çünkü bu görevi bugüne dek üstlenen Ömer Ayhan, İnan Çetin ve Nemika Tuğcu öylesine ciddiyetle okuyup değerlendiriyorlar ki öyküleri, orada laf olsun diye edilmiş tek söz görmüyorum. Yeni yazar adayları için asıl kazanç budur bence.
Yazdığı öyküyü dergide yayımlanması için değil de, "Atölye" sayfalarında değerlendirilmesi için gönderen yazarları da ilk kez NotosÖykü'de görüyorum ki, bir derginin verdiği güven bakımından çok önemli bir gelişmedir bu diyor Semih Gümüş.
Üçünçüsü:
Notoskitap.blogspot.com da gerek dergi gerekse edebiyat- öykü- yayıncılık merkezli tartışmalar derginin bir sonraki sayfasında kendine yer buluyor. Dergide bu tartışmaların yer bulmasından öte internet aracılığıyla okur ile birebir paylaşım içinde olması, fikir alışverişi içinde olması çok önemli.
Dördüncüsü:
Henüz gerçekleşme fırsatı bulamamış ise de Notoskitap.blogspot´ta Semih Gümüş konuya değinmiş aynen aktarıyorum: Yakında "NotosÖykü Okur Toplantıları" başlayacak. İstanbul'da, Beyoğlu çevresinde uygun bir toplantı yeri arıyoruz, bulduğumuzda aylık, düzenli toplantılara başlayacağız. Bunlar "okur toplantıları" olacak. Benim ya da bir başka yazarın gelip bir şeyleri anlattığı toplantılar değil, karşılıklı sohbet biçiminde, yeni bir anlayışta toplantılar. Arıyorum...
NotosÖykü ile genç yazarları
NotosÖykü'ye gönderilen öykülerin sayısı gitgide öylesine çoğalmaya başladı ki, tümüne yanıt vermek olanaksızlaştı. Genç yazarlarımız bazen öteki dergilerden yanıt aldıklarını, oysa NotosÖykü'ye gönderdikleri öykülerle ilgili yanıt alamadıklarını bize de iletiyor.
Bu konuyu adım adım açmak isterim:
1. NotosÖykü'ye gönderilen bütün öyküler okunup değerlendiriliyor. Burada okunmadan bir köşeye atılan bir tek öykü bile bulunmaz.
2. Yayımlanacak öykülerin yazarlarına yanıt yazmıyoruz, çünkü onlar öykülerini dergi sayfalarında nasıl olsa görecek, dolayısıyla başkalarından şanslı konuma geçmiş durumdalar. Kendilerinden bilgi, fotoğraf, vb . isteklerimiz olursa, hemen arayıp bildiriyoruz.
3. Bir öykü olarak değerlendirilmesi olanaksız, ilk paragraflarını okuduktan sonra gerisini okumayı gereksizleştiren, çalakalem yazılmış öykülerin yazarlarını aramıyoruz.
4. NotosÖykü'nün "Atölye" sayfalarında her sayı 20-30 arasında öykücünün öyküleri değerlendiriliyor. "Atölye"de değerlendirilmesi yapılan öykülerin yazarlarını aramıyoruz, çünkü bekledikleri değerlendirmeyi nasıl olsa dergide yazılı olarak görüyorlar.
5. Bunların dışında, NotosÖykü'ye ürün gönderen yazarlara kısa da olsa yanıt vermek, bizim için ciddi bir ilkedir.
6. Gene de herkese yanıt veremiyoruz. NotosÖykü'nün, hiçbir kurum desteği olmadan, kendi olanaklarıyla yayıncılık yapan üç kişilik ekibinin, günlük olağan çalışmalar içinde ürün gönderen herkese anlamlı yanıtlar vermeye yetecek zamanı bulması olanaksız. Çünkü NotosÖykü'ye gönderilen ürünlerin sayısı herhangi bir dergiye gönderilenlerle karşılaştırılamayacak kadar çok.
7. Ayrıca gönderilen öykülerle ilgili yazılı değerlendirmeler bekliyorsa yeni yazarlarımız, bunu yapmak da olanaksız. Bir dergi her ay yüz kişiye, gönderdikleri öykülerle ilgili eleştiriler yazabilir mi? Ayrıca bu gerekli ve doğru mu? Her öykü yazarı, yeni ve genç bile olsa, kendi eleştirisini kendi yapabilmelidir. Kendi eleştirisini kendi yapamayan, yazdığını değerlendiremeyen, demek ki iç eleştiri gücü henüz oluşmamış yazarların yapacakları tek iş, daha çok okuyup yazmaktır. Yazmayı başkalarının eleştirilerinden değil, kitaplardan daha iyi öğrenebiliriz. Üstelik NotosÖykü'nün "Atölye" sayfalarında her ay 20-30 öykücünün öyküleriyle ilgili titiz bir emekle yazılmış değerlendirmeler var ki, biz bu bölümün de dergi sayfalarında oluşturulan bir okul işlevi göreceğine inanıyoruz.
Derleme: NotosKitap.blogspot.com