çünkü su kokmaz...
- o, evde dolaşır -
şıpıdık terlikleri ayağında...
yürür bir o yana bir bu yana..
akşam heberleri,
diyalogsuz kelimeleri de geçince,
bakkalı göreceksin.
bir tutam fare zehiri,
iki adet başarı belgesi,
sayısız su al bana...
çünkü su sayılmaz aslında.
başarı belgelerini fare zehiriyle yoğurup
tepsiye dökünce
sayısız suları sayan belediyeye sorarsın belki:
sıcak sudan buruşmuş ellerimle,
kaç geçmiş yıkadım hesapladınız mı diye.
-ben, evde dolaşırım-
şıpıdık terlikleriyle gezinir..
serbest çağrışımlarımı silebilsem karelerimden,
çerçevesiz uzanacağım da yanına
yapamıyorum...
beyin kıvrımlarımı geçince
bakkalı göreceksin..
ordan bir adet ben al bana:
yürüyeceğim yatağının başucunda
bir o yana bir bu yana...
- çağrışım, evde dolaşır -
şıp , şıp, şıpıdık...
' - kabus gördün galiba..
iyi misin?
dur ben sana bir bardak 'su' getireyim..'
serbest çağrışımlarımı yıkadım
artık kokmaz bana yaptıkların...
çünkü su kokmaz...
sağ salim uykuya dalabilirim..
çünkü su kokmaz,
ve sayılmaz da aslında...