Okur- sanız & Yazar- sanız | Bohem Mekan; Şiir - Kırlangıcın Kaburga Acısı...
Kırlangıcın Kaburga Acısı
4
İzlerimi serip kuruturum
Güneş yortularında.
Kavruk gün,
Eşi tenim,
Eski zaman yanıklarına ağlar,
ağlar duman...
Hiç olmamış yaralar
Bağlar tenimi
Bilinmedik bir susuş başlayınca.
Ölmüş renklerin meleği,
Düşümde bir sarıya uyanır.
Sözcüklerim şimdi birer nota
Yazılırlar
Beş çizgi dört aralık cezalarına.
İzlerimi çoğaltırım ki,
Yok olmasın toprak.
Parmaklarımla küçük vuruşlar bırakırım kırlangıç kaburgalarına.
Ki kendine yalancı çıksın zaman.
Güneş, dönüşünde
Kırlangıçlar kaburga acılarında asılı kalsın
Ve silinsin aralıklarında notalar.
Sarı çizgiler ve boş sıralar,
değmesinler eksilişimize...
Suslarım,
Susarım.
Önüne değil,
Yerlerin en yerine düşer
Başım,
Bakışlarım...
Suçlanırım...
Yavru diye taşıdığı
kuyruğu gözüme değer dumanın
Keskinliğinden
Yanar,
Kor olan
Prometheus'u
Bakışlarımda yakar gözlerim..
Anlarım
Suskunca tütmektedir
Ölmüş şiirimin üstünde duman..
Yorumlar
Ah Prometheus! Ateşi çalarken hiç düşünmedin, dumanı kimlere tütecek!!!
Promete ne yapsın Vaveyla,
Dersin ki; Ölmüş renklerin meleği
Düşümde bir sarıya uyanır.
Bilmez misin ateşin rengide öyle bir traktır.
Ama, amalar çağında şarkıda duman olur...aşkta.
Kırmızı flu olur o vakit.
Kırlangıçlar mı?
Onları karıştırma insan vahasına.
Belli ki tam o sırada oturdukları sarı söğütten bir yaprak kopmuş(s.ali/değirmen).
Belli ki aşk duman olmuş,heyhat!
Ve derim ki bir şiir bunları anımsatırsa ne olur bilirmisin?
Heyhat!promete bir daha gel,bir daha...
Oyunbaz, çok teşekkür ederim. Bu şiiri okuyan 20 küsür kişiden,
ölmüş renklerin meleği
düşümde bir sarıya uyanırdaki ateşi gören tek okursunuz...
Kırlangıç ise, kırılganlığı imlemekte bu şiirde; bir tek insan evladı mıdır kırılabilen?
Okumaklığınızın derinliğini daha çok beslemeye vesile olacak şiirler yazmak dileğiyle!
giritten esen girift duygu rüzgarı... hem hayat dolu hem hayattan bezgin ama yaramazlıktan vazgeçmeyen bir kadının izlerini hissediyorum satır aralarında...
Parmaklarımla küçük vuruşlar
Bırakırım kırlangıç kaburgalarına.
biçime dair bir not: şiir kelime topluluklarının göz uzunluğu ölçüsünde bölünüp alt alta yazıldığı bir şey değildir çıkarsamasına olan inancımla kelime topluluklarını bölerken duyguyu bölmemek tarafında durmanızı öneririm... yukarıdaki iki dize birbirinden ayrılmadan tek bir yudumda içildiğinde etkisi daha kuvvetli gibi geliyor bana...
saygıyla
Aylak Adam;
Tartışmanın maksadı söyleşmek, eleştirinin maksadı geliştiri olduğunda,yorumunuzun belli noktalarına dair söyleyecek sözüm olsa da, yudumlamak ifadesiyle aklımı çeldiniz. Yudum kursakta yarım kalmasın diye, birleşebilir mi diye dönüp baktığımda, gayet de olabildiğini gördüm.
Öteki noktaya gelince: Şiir kelime topluluklarının göz uzunluğu ölçüsünde bölünüp alt alta yazıldığı bir şey değildir, çıkarsamanıza çok katılmakla birlikte, söz konusu özellikle şiir olduğunda, kesin net bitmiş fikirlerden hep kaçınmışımdır - Bunu kendim için söylüyorum-. Şiirin duygusu kadar üzerine düşündüğüm, çalışmaya çalıştığım konulardan biri de şiirin orkestrasyonudur. Ustalar, mesela Mallarme, Valery, boşuna bu konuya yıllarca çalışmamışlar. Ve öğrenmeklikleri hiç bitmemiş. Nitekim şiir, müzikle, melodiyle, ritimle olan yakın organik bağı dolayısıyla düz yazıdan ayrılır gibi bence. Klasik yaklaşımla bir örnek verildiğinde, büyük virtüözler bile, özellikle Beethoven, ritmin belini kırıyor naralarına bakmadan partitürleri aniden kesmiş, düşürmüş ya da yükseltmiştir. Verdiğiniz örnek de biraz böyle bir girişimdir.
Yorumunuz da bu öğrenciliğe bir şeyler katma babında değerlidir benim için. İlginize teşekkür ederim, yorumlarınızı her daim beklerim.